??6-8 Ekim olaylarýnda devlet, devlet olma vasfýný kullanmadý??
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
??6-8 Ekim olaylarýnda devlet, devlet olma vasfýný kullanmadý??
Ýlke Haber Ajansý (ÝLKHA) Genel Müdürü Mahmut Ýrtem, aylýk olarak yayýn yapan ilim ve kültür dergisi ÝNZAR??a, 6-8 Ekim 2014??te yaþanan vahþet ve katliamla ilgili deðerlendirmelerde bulundu.
06 Ekim 2015 Salı 20:05
 Bu Haberi Paylaş
ÝNZAR Dergisi’nin Eylül ayýnda yayýnlanan 113’üncü sayýsýndaki Ýlke Haber Ajansý Genel Müdürü Mahmut Ýrtem ile yaptýðý röportajý sizinle paylaþýyoruz.



Sayýn Ýrtem, bir ajans müdürü olarak sizce 6-8 Ekim olaylarý neydi? Bir ayaklanma mýydý, yoksa ayaklanmanýn provasý mýydý? Ya da bölgede kendileri için engel görülen Müslümanlarý temizleme operasyonu muydu?

6-8 Ekim olaylarý kesinlikle bir prova deðildi. Baþta ABD olmak üzere uluslararasý güçlerin desteðiyle yapýlan apaçýk bir operasyondu. Ancak bu operasyon Türkiye Devletine karþý bir giriþim deðildi. Zaten bundan dolayý da devlet tüm olan bitene karþý sessiz kaldý ve sadece olaylarý izlemekle yetindi. Bu giriþimin tek hedefi vardý. O da baþta Diyarbakýr olmak üzere Kürdistan illerindeki dindarlarý ve dindar halkýn örgütlü yapýlarýný tasfiye etmekti. PKK kurulduðu günden beri bu amacý hep taþýmýþtýr. Nitekim 90’lý yýllarda da benzer katliam giriþimleri ve saldýrýlarý olmuþtu. Susa ve Baþbaðlar katliamlarý sadece birer örnektir.

6-8 Ekim olaylarý aslýnda ansýzýn baþlayan bir olay deðildir. 2000’li yýllarda Türkiye Kürdistan’ýnda fincancý katýrlarýný ürküten asýl olay 12 ?ubat 2006 Pazar günü Diyarbakýr Ýstasyon Meydaný’nda Danimarka’daki karikatür hakaretine karþý gerçekleþen Peygambere Saygý Mitingi oldu. Bugüne kadar Müslüman halkýn örgütlü yapýsýnýn tamamen yok olduðunu düþünüp Kürt Halkýna yeni elbiseler biçmeye çalýþan emperyalist güçler, Kürt Halkýnýn inancýna ve Peygamberine baðlý olduðunu aynel yakîn gördü. Tabii ki mesele sadece bir mitingle sýnýrlý deðildi. STK’lar bünyesinde yapýlan Ýslami faaliyetler meydanýn düþündükleri gibi boþ olmadýðýný gösterdi. Bu durumun, 90’lý yýllarda uyguladýklarý þeytani plan ve projelerinin suya düþmesine vesile olacaðý kanaatini doðurunca ciddi olarak endiþelenmeye baþladýlar.

Hatýrlarsanýz 4 Ocak 2011 tarihinde CMK’nýn 102. Maddesi kapsamýnda herkes gibi Hizbullah Cemaati mensuplarý da tahliye edilmiþti. Bu tahliyelerden sonra Abdullah Öcalan Ýmralý’dan avukatlarý aracýlýðýyla örgütüne “…Bütün bunlar Diyarbakýr'da oluyor… Öz savunma devreye girmeli, onlara Diyarbakýr'da yer verilmemeli…” þeklinde talimatlar gönderdiðini kamuoyu bilir. Bu talimatlardan sonra Ýslami STK’lara yönelik saldýrýlar yoðunluk kazanmýþtý. Hatta bu talimattan beþ ay sonra 5 Mayýs 2011 tarihinde Mustazaflar Cemiyeti Yüksekova ?ube Baþkaný Ubeydullah Durna PKK yandaþlarý tarafýndan dernek binasýnda þehid edildi.

En son ortaya çýkan Wikileaks belgelerinin detaylarýna da batýðýmýzda ABD elçilik ve konsolosluklarý bu baðlamda araþtýrmalar yapmýþ ve raporlar hazýrlamýþlardýr. O tarihten bu yana çok fazla sayýda ABD’li yetkilinin ve konsolosunun PKK’nin legal alandaki yetkilileriyle açýk veya gizli görüþmelerinin olduðunu biliyoruz. Ayný þekilde bölgede baðlantýlý olduklarý baþka kurum ve kiþilerle de ayný baðlamda görüþüp bilgi aldýklarý bilinen bir gerçektir. Bu görüþmeler son zamanlarda iftar çadýrlarýnda iftar programlarýna katýlacak kadar alenileþmiþti. 15 Temmuz 2014 Ramazan ayýnda ABD Adana Baþkonsolosu John Espinoza'nýn katýlacaðý iftar çadýrý önünde Diyarbakýr halký sert bir tepki gösterdi. Espinoza’nýn tepkilerden dolayý iftara katýlamadýðýný biliyoruz.

?üphesiz ki bu açýk ve gizli görüþmelerin en önemli konu baþlýðýný da Türkiye Kürdistaný’ndan Ýslam’ýn ve Müslümanlarýn nasýl tasfiye edileceði konusu oluþturuyordu.

Her zaman bu giriþim için uygun zaman ve fýrsatý kollamaya devam ettiler. I?ÝD’in Irak Kürdistan’ýnda Kürtlere yönelmesi ve Suriye Kürdistan’ýnda da Kobani’ye yönelmesinin ardýndan geliþen ve bilinçli olarak Kürtlerde týrmandýrýlan milli duygular, art niyetliler için aradýklarý uygun bir ortam oluþturmuþtu. Bu fýrsatý da kaçýrmak istemediler. Önce medya üzerinden I?ÝD algýsý oluþturdular. Ardýndan baþta HÜDA PAR ve Mustazaflar Cemiyeti olmak üzere bölgedeki tüm Ýslami yapýlarý ve þahsiyetleri hedef gösterdiler.

6-8 Ekim katliamý için aylar öncesinden hazýrlýk yapýlmýþtý. Kobani olayý baþladýðý 2014’ün Eylülünde merkez üs olarak seçtikleri Diyarbakýr’a çok sayýda silah, mühimmat ve militanýn yaný sýra bölgedeki il ve ilçelerden de toplu taþýma araçlarýyla insan taþýnmýþtý. Hedef tehlikeli ve büyüktü. Ama Diyarbakýr halkýnýn inançlý direniþiyle bu ihanetin altýnda kaldýlar.

Bu arada 27 Aralýk 2014 tarihinde Cizre’de HÜDA PAR üyelerinin evlerine yönelik uzun namlulu silahlarla düzenlenen ve 10 saate yakýn süren saldýrýyý da 6-8 Ekim katliamýnýn bir devamý olarak kabul etmek gerek.

Ebrehe Fil ordusuyla Kâbe’yi yýkmaya gelirken Allah Celle Celaluhu da o Kâbe’ye Hazreti Muhammed’i Peygamber olarak göndermeyi murad ediyordu. Herkesin bir hesabý vardýr. Ama Allah’ýn hesabý tüm hesaplara galebe çalar.

Çözüm süreci içerisinde olunmasýna raðmen PKK’yi böyle bir olaya sevk eden neydi? Birileri mi onu mecbur býraktý, yoksa kendisinin bunun altýndan kalkabileceðine dair altyapýsýný mý hazýr buldu?

Hiç kimse Kürdistanlý Müslümanlar kadar PKK’nin karakteristik yapýsýný bilemez ve hiç kimse onlar kadar PKK’yi tanýyamaz. Bir taraftan devlet ile yapýlan görüþmeler ve bu görüþmeler çerçevesinde alýnan vaatler vardý. Diðer taraftan ise Emperyalist güçler ile yapýlan görüþmeler ve alýnan vaatler vardý. Baþka bir taraftan ise Suriye’deki defacto durum söz konusuydu. Nitekim Cumhurbaþkaný Recep Tayyip Erdoðan geçen hafta bir televizyon programýnda yaptýðý açýklamalarda, çözüm sürecinde tüm valiliklere ve güvenlik birimlerine PKK’ye yönelik herhangi bir giriþimde bulunulmamasý talimatý olduðunu söyledi. PKK Suriye’de devlet olduðunu düþünürken Türkiye’de de Kürt halkýnýn tek temsilcisi olarak kabul görüyordu. Asker ve polis cenazesi olmayýnca halka her türlü baský, haraç, yol kesme, adam kaçýrma, adam öldürme, kepenk kapatma, iþyeri ve araç yakma, baský, tehdit vs. PKK için meþru kabul görülüyordu. Siyasi alanda ise geliþtirilen “Kürt Siyasi Hareketi” kavramýyla da Kürt Halkýna PKK’den baþka bir alternatiflerinin olmadýðý dayatmasý yapýlýyordu.

Bu süreçte beklenenin aksine PKK sýnýr dýþýna çekilmedi. Silahlarýný gömmedi. Sadece zaman kazandý. Yeni eðitim kamplarý açtý, silah depoladý. Binlerce Kürt çocuðunu daða kaldýrdý ve ya Suriye’deki ateþe odun olarak kullandý. Kendince Suriye’de þehir savaþýnda yeni tecrübeler kazandý. ?ehirlerde yeni saldýrý ve ayaklanmalar için yeni birimler kurdu. Suriye’de ABD ve emperyalist güçlerin açýk desteðini aldý. Elbet bunlar karþýlýklýydý. Bunun karþýlýðýnda PKK’den istenen bir þey vardý. O da yýllardýr nasýl yapýlacaðý hakkýnda görüþmeler yapýlan ve raporlar hazýrlanan Dindar Kürtlerin temizlenmesi konusuydu.

PKK’nin ve siyasi uzantýlarýnýn söylemleri ve icraatlarý Kürt Halkýnýn inancý, örfü, kültürü ve geleneðiyle taban tabana zýttýr. Ancak buna raðmen PKK ve siyasi uzantýlarý inançsýzlýðý ve gayri meþru her türlü ahlaksýzlýðý ýsrarla Kürt toplumuna dayattý. Toplumu ayakta tutan sabiteleri yýkmaya çalýþtý. Ýslami þiarlarý Kürt toplumundan kaldýrmaya çalýþtý. Kürt toplumunun deðerlerine pervasýzca hakaret etti. Tüm bunlar elbette dayatmadýr ve emperyalist projelerdir. PKK ve uzantýlarý da bunun gönüllü taþeronlarýdýr.

Bu þekilde PKK bir an kendisini dev aynasýnda gördü, yaptýklarýnýn yanýna kalacaðýný ve bu þekilde kendine muhalif tüm yapýlarý bertaraf edebileceði düþüncesiyle yanlýþ bir hesap içerisine girdi. Tüm bu etkenler, onu böyle bir eyleme sevk etti diye düþünüyorum.

Bu kalkýþmayý akamete uðratan sizce neydi?

Öfkeyle kalkan zararla oturur demiþler. PKK gerek çözüm sürecinden, gerekse de dýþ güçlerden aldýðý desteðin etkisiyle güç zehirlenmesi yaþýyordu. Yýllardan beri yaptýðý saldýrýlarý halkýn huzuru adýna sineye çeken Müslüman halkýn sabrýný yanlýþ okuma gafletine girdi. Ancak bu saldýrý ve vahþet Yasin Börü ve arkadaþlarýnýn olayýnda zirve yaptý. PKK bununla da yetinmedi Ýslami görünümlü herkesi ve her kurumu hedef seçti. Onlarca insaný katletti. Aðýr silahlarla dindar halkýn evlerini taradý. Tüm bu katliamlara karþý devlet ise sadece seyirci kaldý. Halkýn buna tahammülü kalmamýþtý. Halk ya katliama rýza gösterecekti ya da kendini koruyacaktý. Müslüman Kürd halkýnýn örgütlü yapýlarý halktan da aldýklarý destekle halký koruma adýna direndiler. Halkýn canýna, malýna ve inancýna yapýlan bu tecavüzü akamete uðratan Müslüman Kürt halkýnýn direniþinden baþka bir þey deðildir.

Gerçekleþtirilen saldýrýlar esnasýnda Devletin hem taþra ve hem de merkezi teþkilatýnýn tavrýný nasýl buluyorsunuz?

Maalesef biz 6-8 Ekim olaylarýnda devleti sahada görmedik. Devletin o günkü tavrý ibretlik ve tarihe geçecek nitelikte bir olaydýr. Devlet olaylarýn çýkacaðýný biliyordu. Ancak hiçbir önlem almadý. Olaylardan bir hafta sonrasýna kadar da yapýlan vahþete raðmen halen PKK’nin bu vahþetini makul ve masum görme çabalarý vardý siyasilerde. Ancak halka yaþatýlan vahþet, katliam ve talanýn boyutlarý ortaya çýktýktan sonra mýzrak çuvala sýðmadý. Ondan sonra aðýz ve söylem deðiþtirildi. Ancak fiili olarak bir adým atýlmadý. Dönemin Baþbakan Yardýmcýsý Bülent Arýnc’ýn ifadesiyle “olaylara 150 bin kiþi katýldý” ama ölen insan sayýsý kadar bile kimse yargýlanmadý. Olayýn asýl azmettiricileri daha sonradan Dolmabahçe mutabakatýyla ödüllendirildiler ve newrozlarda halk kahramaný ilan edildiler.

Abdullah Öcalan kardeþi vasýtasýyla bu kalkýþma için çaðrýda bulunmuþtu. PKK’nin siyasi uzantýsý HDP MYK’sý yayýnlandýðý yazýlý bildiri ile çaðrýda bulunmuþtu. Ayný partinin genel baþkaný ve Diyarbakýr il teþkilatý da bu yönde çaðrýda bulunmuþlardý. Ýslami STK’larý I?ÝD diye niteleyerek hedef göstermiþlerdi. Olayýn azmettiricileri ve failleri tüm delilleriyle bilinmesine ve aramýzda dolaþmalarýna raðmen ne güvenlik birimlerince ne de yargý birimleri tarafýndan herhangi ciddi bir giriþimde bulunulmadý. O gün devlet, devlet olma vasfýný kullanmak istemedi veya kullanamadý.

Yapýlan vahþeti analiz edecek olursak PKK ve militanlarýnýn psikoloji ve ideolojisi hakkýnda nasýl bir kanaati ortaya koydu. Halk bu gerçeði ne kadar gördü.

PKK Makyavelist bir düþünceye sahip cani bir örgüttür. Kendi amacý uðrunda her türlü yalaný, vahþeti, cinayeti, ahlaksýzlýðý meþru gören bir yapýdýr. En büyük ilkesi ilkesizliktir. Deðer yargýlarýný Marx, Machiavelli, Mao ve Stalin gibi sözde düþünür ve diktatörlerden alýyor. Kurulduðu günden beri elinde on binlerce masum ve dindar Kürdün kaný vardýr. 6-8 Ekim vahþeti PKK tarihinde bir ilk deðildi. PKK’nin tarihinde daha nice kadýn, çocuk ve yaþlý insanýmýzýn kaný vardýr.

Verilen bir talimat sonucu Yasin Börü ve arkadaþlarýna o vahþet uygulandý. Sonrasýnda Cizre’de küçük çocuklarýyla birlikte hamile kadýnýn kendi evinde yakýlmak istenmesi de ayný düþüncenin ürünüdür. I?ÝD algýsý üzerinden eylem yapanlarýn Kürtlere uyguladýðý bu vahþete uygun bir taným bulamýyorum doðrusu.

Halk büyük ihanetin farkýna erken vardý ve olaylara destek vermedi. Kurulan tuzaðýn farkýna vardýðýnda da evlerine çekildi. Ancak ben genel olarak halkýn halen bu gerçeðin farkýna vardýðýný sanmýyorum. Olaylar tarafgirlik penceresinden kamuoyuna sunulduðu için gerçeklerin üzerine perde çekiliyor. Gerçeklerin gün ýþýðýna çýkabilmesi için Halkýn biraz daha cesur davranmasý ve özgür iradesini ortaya koyabilmesi gerekmektedir.

Ülke gündemine vakýf olmanýz hasebiyle sormak istiyorum. Batýdaki Müslümanlarýn olaylarý okumasý hakkýndaki görüþünüz nedir?

Batýdaki Müslümanlar Kürdistan’a maalesef her zaman þaþý bakmýþlardýr. Halen de þaþý bakmaya devam ediyorlar. Batýdaki Müslümanlar öncelikle ulus kimliðini Ýslami kimliðin önüne alma hastalýðýndan kurtulmalýlar.  Kürtlere duyulan ilgi ve yakýnlýðýn kaynaðý Ýslam inancý olmalýdýr. ‘Vatan bölünmesin’ endiþesi ile gösterilen yakýnlýk ve ilgi, samimiyetten uzak ve yapmacýk olur. Ancak 6-8 Ekim olaylarýndan sonra çok deðerli tepkiler ortaya koyan ve Müslümanlarýn acýlarýný paylaþan kardeþlerimizi de görmezden gelmiyoruz.

Devletin PKK’ye karþý þu an takýndýðý tavýr 6-8 Ekim olaylarýndan sonra takýnýlsaydý, haklýlýk açýsýndan hükümetin eli daha güçlü olmaz mýydý?

Yeniçeri Ocaðýnýn ilk kuruluþundaki sloganý “ocak devlet içindir” þeklinde idi. Daha sonra yeniçeri ocaðý ipini koparýnca “devlet ocak içindir” diye slogan deðiþtirdi. O dönemde tarih boyunca telafisi mümkün olmayan olaylara ve acýlara sebebiyet verdi.

Bizim anlayýþýmýzda “devlet halk içindir” ancak 6-8 Ekim olaylarý ve sonrasýndan bugüne kadar yaþadýklarýmýz gösteriyor ki, “halk devlet içindir”. PKK’ye karþý þu an atýlan adým çözüm sürecinde PKK’nin halka reva gördüðü zülüm ve baskýlara karþý zamanýnda atýlmalýydý. Ama o adým atýlmadý.  Halk PKK’nin olmayan insafýna terkedildi. Fakat PKK silahýný devlete çevirince iþte o zaman devlet devletliðini hatýrladý. Sert tepki verdi. Haliyle bu durum devletin kendi halkýna karþý ikircikli bir tutum içerisinde olduðunu gösteriyor. Bunu gören halk ise kime güvenebileceðini kestiremiyor. Kendini güvene alabilmek için de her yapýya ve olaya þüphe ile yaklaþmaya baþlýyor.

Devletin bu konuda attýðý adýmlar halkýn gözünde inandýrýcýlýðýný yitiriyor. Bugün devam eden operasyonlarda bile halk devletin samimiyetine inanmýþ deðildir.

Birazda þahsýnýza/kurumunuza yönelik soru yöneltmek istiyorum. Ülkede onca haber ajansý olmasýna raðmen ÝLKHA hangi ihtiyaca binaen kuruldu?

Ýlke Haber Ajansý Türkiye’deki Müslümanlarýn sesinin duyulmasý açýsýndan gerçekten zaruri bir ihtiyaçtý. 28 ?ubat darbesini unutmadýk. Bizler bu post modern zulmün en acýmasýzca maðdur edilenleriyiz.  On binlerce mazlum ve suçsuz insanýn hayatý, telafisi mümkün olmayacak þekilde karartýldý. Halen bu ülkenin zindanlarýnda 28 ?ubat darbesinin maðdurlarý vardýr.

Hakikatte 28 ?ubat askeri darbeden ziyade bir basýn darbesiydi. Basýn üzerinden algý oluþturulmak suretiyle yapýlan bir darbeydi. Ýslam’a ve Müslümanlara karþý yapýlan bir darbeydi. Kýzlarýmýzýn örtüleri baþlarýndan çekiþtirilerek okullarýn dýþýna atýldýklarýnda yine terörist, cani, yobaz ve gerici hep Müslümanlar oluyordu. Suikastlara kurban giden, iþkencelere maruz býrakýlan hep dindar halk iken bu acýlarý ve hukuksuzluðu duyurabilecek bir imkân yoktu. Hep keçimiz çalýnýyordu ama yine de keçi hýrsýzý biz oluyorduk.

Her ne kadar bazý dergi ve gazeteler bu anlamda bir çaba ortaya koyuyorlarsa da bu çok yetersiz kalýyordu. Bu alandaki boþlukta bir katre olabilmek amacýyla ÝLKHA kuruldu.

Sizi diðer ajanslardan farklý kýlan etkenler nedir?

Burada þöyle bir örnek verirsek sanýrým konu daha güzel anlaþýlýr. Çözüm süreci baþladýðýndan beri yerel ve ulusal basýna PKK ve uzantýlarý hakkýnda olumsuz haber yapýlmamasý telkinlerinde bulunuldu. Hatta 5-6 Aralýk 2013 tarihinde Batman’da Baþbakan Yardýmcýsý Bülent Arýnç’ýn himayesinde gerçekleþen “Çözüm Süreci ve Yerel Medya” temalý basýn buluþmasýnda yerel medyaya bu telkinde bulunuldu. Ýngiltere’deki IRA örneði verilerek görüþmeler süresince Ýngiltere basýnýn görüþmeleri olumsuz etkileyebilecek tek haber yapmadýðýndan dem vuruldu. Ulusal medyaya da ayný þekilde telkin, baský ve uyarýlar yapýldý.

Ama diðer yandan bu suskunluktan cesaret alan PKK halk üzerindeki baskýlarýnýn dozunu her geçen gün arttýrýyordu. Ýnsan öldürüyor, kaçýrýyor, haraç topluyor, yol kesip araç yakýyordu. Halkýn lise ve ortaokul yaþlarýndaki kýz ve erkek çocuklarýnýn zihinlerini manipüle ederek daða götürüyordu. Bu þekilde binlerce çocuk daða götürüldü. Aileler oturma eylemleri yaptýlar. Ancak bu olaylar basýnda yer almýyordu. Ailelerin oturma eylemleri bile ilkin görmezden gelindi.ÝLKHA olarak sadece Allah’ý razý etmek adýna gerçekleri yazmaya gayret ettik. Kimseye iftira atmadýk, gerçekleri de kamuoyundan saklamadýk. Biz ilkelerimizi inancýmýzdan aldýk ve iþimizi de usulüne uygun yaptýk.

Son olarak söylemek isteðiniz bir þey varsa buyurun?

Bilgi çaðýndayýz. Medya ve enformasyon günümüzde çok önemli bir role sahiptir. Emperyalist güçler bunu Ýslam âlemi üzerinde geçmiþten günümüze kadar etkili bir silah olarak kullanagelmiþlerdir. Onlar bu iþin ne denli önemli olduðunu çok iyi anlamýþlar ve ziyadesiyle faydasýný görmüþler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bize “düþmanýn silahýyla silahlanýn” tavsiyesinde bulunuyor. Medya alanýnda Müslümanlar geliþmeliler. Güç birliði yapmalýdýrlar. Bu alanda Ýslam toplumuna kaliteli insanlar kazandýrmalýdýrlar.

Vakit ayýrdýðýnýz için teþekkür ediyorum.

Bu fýrsatý verdiðiniz için ben teþekkür ediyorum. Allah gayretinizi arttýrsýn.
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar

SON YORUMLAR