Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
BİR YİĞİT ŞEHİD UBEYDULLAH
04 Mayıs 2018 Cuma 17:02
 Bu Haberi Paylaş




“Ser ver gönül, serîr-i mahabbette server ol
Meydân-ı aşka gir, cevelân et, dilâver ol.”

[Ey gönül! Cesur ol, aşk meydanına girip yiğitçe dolaş ve başını ver (ki) muhabbet tahtında (oturan) baş sen olabilesin] [Şair Hayalî Beğ,]


Eskiden harp etmek üzere karşı karşıya gelen iki ordu topluca cenge savaşa başlamadan önce taraflar arasında teke tek dövüşler olurdu. Bir savaşçı meydana çıkar, çalımlı çalımlı bir aşağı bir yukarı dolaşmak suretiyle düşmanına nara atarak cevelân eder, karşı taraftan kendisiyle vuruşacak er dilerdi.

Buna "meydan okuma" denirdi ve kendine güvenin olduğu kadar, ser vermeyi, yani başı kesilerek öldürülmeyi göze almanın, uğrunda savaştığı şeyi candan aziz bilmenin, dolayısıyla da yiğitliğin, adanmışlığın, dilâverliğin ispatı sayılırdı.

Bu sebeple aşk meydanına gönülle girilir; demek ki gönüllü girilir. Meydan-ı aşka gönülle yahut gönüllü girmek, bir muhabbet davası gütmektir bir hak davası gütmektir aynı zamanda.

Muhabbet davası söz ile değil hal ile izhar edilir ve her dava gibi ispat ister, bedel ister. O bedel canla başla ödenmelidir. Canan için can vermekten, onun uğrunda serden geçmekten kaçınanın muhabbeti kuru davadan ibarettir.

Muhabbetullahla yanan gönüller aşk meydanına tereddütsüz dalar, cananı candan üstün tuttuklarının nişanesi olarak dünyalık olan her şeyden canlarından geçerler.

Böyle kahramanların ölse de öldürülse de diğer insanların gönül tahtında bir sultan gibi, gıptayla, hürmetle, muhabbetle yâd edilirler. Kendilerini davalarına adamış bu kahramanlar geride kalan bütün gönül sahiplerini davaları için serden geçme yiğitliğine cengâverliğine teşvik etmektedirler.

Allah’ın davasını Allah’ın halis kullarını kendine düşman kabul edip hâşâ Allah ile savaşabileceğini sanan bedbahtlar olduğu gibi bunların karşısında ameli niyeti gayesi sadece Allah’ın dinini yaymak olan bu davaya adanmışlar, meydanlara çıkıp civanmertliklerini gösterip Allah dininin düşmanlarına adeta meydan okuyarak mücadele etmiş ve bu uğurda canını rabbine teslim etmişlerdir

İşte Şehit Ubeydullah’ta bu kahramanlardan biridir. İçinde yaşadığımız toplumda cesaret ve mertlikte emsali çok az bulunan bir kahramandı. O cesareti ve mertliğiyle herşeyiyle adanmışlığın timsali olarak insanlara örnek olacak bir dava aşığıydı.

Muhabbetullah nasıl olur? Adanmışlık nasıl olur? Allah’ın davasına düşmanlık edenlere karşı nasıl meydan okunur Şehit Ubeydullah’a baksınlar.

Baksınlar da mertlik görsünler, cesaret görsünler, davanın aşığını görsünler, baş eğmemezliği ve dik durmayı görsünler, ona baksınlar ve korkaklığa, alçaklığa, zillete nasıl meydan okuduğunu görsünler.

Üç beş kuruşluk dünya uğruna kardeşlerini düşmanın eline terk etmedi. Onlara sırtını dönmedi.

Şehit Ubeydullah’a bir baksınlar takvanın, itaatin, samimiyetin, aşkın, muhabbetin, fedakârlığın, vefanın, cesaret ve yiğitliğin zirvesini görsünler.

Üç beş paçavranın elinde oyuncak halini aldığı bir memleketin, İslami değerlerin yaşanmasının ayıp gürüldüğü yadırganır bir hal aldığı, gayri İslami olan her türlü ahlaksızlığın, yalanın, iftiranın, edepsizliğin, namussuzluğun, zinanın, üçkâğıtçılığın, uyuşturucunun olduğu bir memlekete, hayatında hiç taviz vermeden Müslümanca yaşamanın ve mücadelesinin örnekliğini görsünler.

Davanın sahibi olmak davasına kendini feda etmek ve şehit olma hayali olan kardeşler ona baksınlar onun hayatını okusunlar ve onun gibi yaşamaya gayret göstersinler. O kendini davanın sahibi olarak görürdü Müslümanların izzeti ve onuru yerlere düşmesin çiğnenmesin diye kendi bedenini çiğnenmeyi güze alan bir dava eriydi.

Asr-ı Saadet'in Hamza’sını görmek isteyen Ubeydullah’ın şehit olduğu o gün göstermiş olduğu cengâverliğe baksınlar. Nasılda paçavra taifesine meydan okuyor, tek başına içlerine dalıyor ve darmadağın ediyordu. Ve kendi değimiyle “kardeşim ben onlara karşı hücuma geçtiğimde onları bir görseydin keşke nasılda gerisin geri kaçıyorlardı. Birbirlerinin üzerine çullanarak kaçışlarını bir görseydin. Birbirlerini nasılda eziyorlardı Allah onların ne kadar korkak olduklarını bana bugün gösterdi. Bugün onların istediği olmayacak ben burada oldukça Allah'ın izniyle onlara fırsat vermeyeceğim” diyor ve hepimizi cesaretli olmaya korkmamaya çağırıyordu

Varsın korkaklar evlerinde otursunlar veya bizi yamaçlardan köprü üzerinden izlesinler. “Bizi dinleselerdi başlarına bunlar gelmezdi” desinler. Onlar zilleti, bizse izzeti tercih etik” diyor ve “ey Mesut rahat ol bugün onlardan korkulacak bir gün değildir. Onların korkacağı gündür. Biz sadece Allahtan korkarız” diye sesleniyordu.

Asr-ı Saadet'e ki kahramanlık ve cesaret örneklerinin aynısını görmeyi arzuluyorlar şehit Ubeydullah'ın hayatına mücadelesine baksınlar ve örnek alsınlar.

İnsanların bu zamanda az rastladığı örnek şahsiyetlerden birisiydi. Davası onun için her şeyin önündeydi önceliği her zaman davasıydı. Tek endişesi derdi Müslüman kardeşleriydi. Davasının işini hiçbir zaman ötelememiş "sonra yaparız", "bakarız" dememiştir. Buna kimse şahit olmamıştır.

İslam davasını yükleyen kardeşlerimiz ve onunla beraber olupta bugün hala bu mücadeleyi veren kardeşlerimiz onun hayatını mücadelesini cesaret ve kahramanlığını tavizsiz oluşunu davaya ve Müslümanlara olan düşkünlüğünü sürekli hatırda tutup anlatmalı.

Memleketimizde davamızın başarısını ilerlemesini istiyorsak düşmanımıza üstün gelme arzusundaysak mutlaka onun gibi olmak zorundayız. Onu örnek almak zorundayız çünkü bütün alanlarda çok üstün ve örnek bir şahsiyeti. Onun örnek alırsak düşmanımıza karşı az da olsak üstün olacağız hiç şüphesiz

Maalesef bu güzel dava erini dava arkadaşları dâhil pek çok kişi bilmiyor tanımıyordu. Ondaki ahlak itaat cesaret takva gibi üstün meziyetlerinden mahrum kaldılar. Ancak onu katleden çeteler ve bağlı oldukları parti onun özelikle dik duruş ve cesaretini çok iyi biliyorlardı. Bundan dolayı özelikle hedef seçilmişti.

O, kendisini hem davasına hem biz kardeşlerine feda etti. Bizlere düşen o dilâver aziz olan şehidin bize bırakmış olduğu emanete ihanet etmemek dostlarını dost düşmanlarını da düşman olarak görmektir.

Hiç şüphesiz kahraman şehit Übeydullah biz dava kardeşlerinin gönül tahtında bir sultan gibi, gıptayla, hürmetle, muhabbetle anılacak ve bizden sonra gelenlerde yâd edecektir.

Ey aziz şehit aşk meydanına girip yiğitçe dolaşan ve canını veren sen Bugün muhabbet tahtında oturan başımız sensin

Allah bizi o mübarek aziz şehidin yolundan ve davasından ayırmasın. Onun gibi yaşamayı ve ölmeyi nasip etsin tekrar aziz kahraman şehidimizin şahadetinin yedinci yılında kendisini rahmet ve minnetle anıyorum
 
 
  Hamza Nurdağ
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (26) adet yorum eklenmiştir.
@Adınız Soyadınız
05 Mayıs 2018 Cumartesi 14:39
azizimiz ubeydullah
  YORUM DEVAMI
@ASKER
05 Mayıs 2018 Cumartesi 14:19
Hiç şüphesiz kahraman şehit Übeydullah biz dava kardeşlerinin gönül tahtında bir sultan gibi, gıptayla, hürmetle, muhabbetle anılacak ve bizden sonra gelenlerde yâd edecektir.
  YORUM DEVAMI
@UFUK
05 Mayıs 2018 Cumartesi 14:09
CANDI CAN.
ALLAH ŞEHADETİNİ MÜBAREK EYLESİN
  YORUM DEVAMI
@Adınız Soyadınız
05 Mayıs 2018 Cumartesi 14:04
şehadeti mübarek olsun
gerçekten yiğit bir insandı
  YORUM DEVAMI
@Latif
04 Mayıs 2018 Cuma 21:49
O gün Bizim sözümüz dosta tatlı, düşmana kurşundu namerde hançer, merde candı. Canımız dosta feda, düşmana belaydı. Dostluğumuz yüceydi ne alınır ne satılır, ölümüneydi cenk meydanında düşmana naralar atar, cenk meydanından kaçan dostların unurunu muhafaza edendik
  YORUM DEVAMI

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
SON YORUMLAR