Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Bu bahar entrikalara gebe!
13 Şubat 2016 Cumartesi 16:15
 Bu Haberi Paylaş




Hüseyin Sağlam / Analiz

Çok ilginç gelişmeler yaşanıyor, garip kehanetlerde bulunuluyor. Gelişmeler için de, kehanetler için de “Bu bahar” işaret ediliyor.

Bazı gelişmeleri sıralayalım.

Paralel medya, Beştepe'yi işaret ederek, koro halinde “Önü alınamazsa önümüzdeki dönemde bir iç savaş yaşanabileceğini, bu durumun da bir darbe ile neticelenebileceğini” yazıp duruyor. Koronun seslendirdiği müziği yorumlayanlar, “Ordu içinde kümelenmiş Paralel cuntanın” darbe hazırlığı yaptığını, bugüne kadar TSK'daki Paralel yapılanmaya müdahale edilmediği için de bu yönde bir girişimin mümkün olabileceğini iddia ediyorlar.

Paralel medya, CB'nin Türkiye'yi bir “İç savaş” ortamına sürüklediğini, PKK'nin “Baharda” büyük bir kalkışmaya girişeceğini, muhtemel darbenin de bu şekilde yaşanabileceğini belirterek kurguyu “kabul edilebilir” bir neden-sonuç ilişkisine bağlarken, sosyal medyadaki kelli felli hesaplar lafı eğip bükmeden doğrudan “darbe” ile aba altından sopa gösteriyorlar.

Geçen hafta Paralel'in Aksiyon dergisi, Rojava'yı kapak konusu yaptı. Haberin içeriği şu kurgular üzerine kuruluydu:

-Şengal'den başlayıp Teşrin kasabasında biten “çok zorlu” yolculuk.

-YPG'nin Türkiye'nin “kırmızıçizgilerini” aşıp Fırat'ın batısına geçtiği yönündeki ısrarlı vurgular.

-Bir YPG'linin ağzından verilen “Bize birkaç ay lazım. Sonra Türkiye'de YPS'nin yardımına yetişeceğiz. Yani baharın gelmesi yeterli. Türkiye'de işimiz zor olacak ama imkânsız değil. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Baharda büyük direniş başlayacak” şeklinde “Baharı müjdeleyen” sıralı tehdit cümleleri.

Devam ediyoruz;

Son günlerde Bülent Arınç'la başlayıp Hüseyin Çelik'le devam eden “İçeriden görünümlü” CB'ye karşı isyan girişimleri. Bu isyan girişiminin niteliği ve perde arkası hakkında dehşet yorumlar yapıldı. Ancak isyancılar henüz isyanın “perde arkasına” ışık tutacak herhangi bir açıklama yapmadıkları için bu konuya girmeyi uygun bulmuyoruz.

Oysa “Bahar havarilerinin” söz konusu isyana yükledikleri anlam ve verdikleri tahrik edici destek çok ilginçti.

Herhalde en ilginç anlam yüklemesi yapan kişi, kullandığı “İdamlık dil” ile şimşekleri üzerine çeken Mümtazer Türköne oldu.

Türköne'nin şu cümleleri hayli enteresan:

“Unutmayın ki bugün Sur'da Cizre'de karşımıza çıkan ve giderek yayılma istidadı taşıyan felaket tablosu bir sonuç; ve bu sonuç Çözüm Süreci boyunca PKK'yı silah ve mühimmatıyla şehirlere yerleştiren, ihanet ölçüsündeki aymazlığın ve bilinçli hataların eseri. Şimdi bu hataların hesabı sorulacak, ve işler yeniden yoluna sokulacak. Ergenekon veya Balyoz gibi geniş sanık kadrosu olan uzun soluklu bir dava, muhtemelen “Dolmabahçe davası” adıyla gündemdeki yerini alacak. Bugünün güvenlik bürokrasisi ve silah yığınağı yapan PKK'ya “dokunmayın” diyen valiler, yan yana sanık sandalyesinde oturacak. Devlet başka türlü düzen tutmaz. Saray'a muhalif AK Parti çevrelerinin gördüğü ışık işte bu. Özellikle Güneydoğu'da PKK ile güvenlik güçleri arasında sıkışan halkı rahatlatmak ve yeni bir başlangıç yapmak gerekiyor. PKK'nın Kürtlerin özgürlüğünün değil, yöneteceği toprağın peşinde olduğunu Kürtler de anladı. AK Parti'nin kimyasına uygun, ama kadrosu yenilenmiş bir iktidarın önünün açılacağını hesaplayan Arınç'ın sözcülüğünü üstlendiği çekirdek kadro, savaş ilanını usulüne uygun tamamlamış oldular.”

Paralel medyanın “PKK ile eş zamanlı” verdiği “Bahar mesajlarının” odağında acaba ne vardır?

 “Bahar” endeksli bazı verilere daha değinelim.

YPG/TEVDEM deklerasyonunda yer alan “Bıçak kemiğe dayandı. Suriye Kürtleri olarak Türkiye'deki Kürtleri korumak için harekete geçmeye hazırız” şeklinde tehditler savruldu. PKK cenahından yükselen bu tür mesajlara ilaveten örgütün, moral bozukluğu yaşayan tabanını konsolide etmek için “Bahar'da büyük direniş” vurgusuna sıklıkla yönelmiş olmasını ve bu noktada Paralel ile bir tür “Bahardaşlık” ilişkisine girmiş olmasını da not edin.

İyi de “Bahar'da” ne olacak?

Biraz daha devam edelim.

Uygulamaya geçilirse Türkiye-Suudi ikilisinin öncülüğünde 150 bin askerle karadan Suriye'ye müdahale edilecek. Şayet mümkün olursa bu girişim en iyi ihtimalle “Bahar'da” gerçekleşecek.

Amerikan Sesi radyosuna demeç veren Salih Müslim, “Fırat'ın Batısına” geçmeyeceklerini söylemekle kalmayıp, en büyük endişesinin de Türkiye'nin Suriye'ye müdahale ihtimali olduğunu söyledi.

ABD ve Rusların YPG'yi desteklemeleriyle Türkiye'nin köşeye sıkıştırıldığı yorumunu yapan İngiliz The Guardian gazetesi, CB Erdoğan'ın YPG üzerinden verdiği reaksiyonlara işaret ederek, Türkiye'nin ABD ve Rusya'ya rağmen “Kürtlere” müdahale edebileceğini belirtti.

CNN, Mart ayında Türkiye ile Suudi'nin başını çekeceği 150 bin kişilik askeri gücün Suriye'ye müdahalede bulunacağını yazdı. CNN, bu müdahalenin Türkiye üzerinden gerçekleşeceğini, girişin Suriye'nin kuzeyinden olacağını da ekledi.

CNN, Türkiye'nin olası müdahalesinin ayrıntılarına inerken, müdahale için ilk açıklamayı yapan Suudi yetkililerine karşın ABD savunma bakanının verdiği tepkinin “Bundan memnuniyet duyacakları” şeklinde olduğunu da not etmek lazım.

Yeri gelmişken şunu da not edebilirsiniz. Güney Kürdistan'da hazır bekletilen Barzani yanlısı binlerce ENKS peşmergesinin Rojava'ya geçmek için hazır halde bekletildiğini ve uygun koşullar sağlanırsa Rojava'ya geçeceklerini. “Uygun koşullar” derken bunun PKK/YPG engelini aşmakla ilgili bir durum olduğunu unutmayın.

Şimdi gelelim yukarıdaki sorumuzun cevabına; PKK ile Paralel'in ortaklaştıkları “Bahar ısrarının” altında yatan neden ne ola?

Hemen söyleyelim; Amerika'nın peşinen “memnuniyet duyacağını” ifade ettiği Türkiye ve Suudi destekli kara gücünün Suriye'ye girişinin sağlanması, belki de buna mecbur edilmesi!

Nasıl yani?

Paralel'in bu yönlü çabasını anladık. Amerikan namı hesabına içerde bir sopa olarak kullanıldığını anlayabiliyoruz da!

PKK'nin de yine içerde baskı unsuru olarak Paralel gibi sopa niyetine kullanıldığını anlamak… Tamam da, şayet Türkiye'nin anılan koalisyon içerisinde Suriye'ye müdahalesi sağlanırsa Paralel sadece sadakat anlamında görevini ifa etmiş olacak. Bir şey kazanmasa da kaybedeceği bir şey olmaz.

Ya PKK/YPG?

Ne yani? Örgüt kendi ayağına kurşun mu sıkacak?

Unutmayın! Ortadoğu'da “İttifak” yoktur, çıkar vardır. Hele ki emperyalizm ile…

Suudi, müdahale için dünden razı; Türkiye ise mecbur bırakılıyor gibi!

Şayet Türkiye, adı anılan koalisyonla Suriye'ye “kara gücü” olarak müdahil olursa, Amerika YPG'yi ne yapsın?!
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 
SON YORUMLAR