Cesur ve Fedakâr Dava Adamý ?ehid Selahaddin ?rük
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Cesur ve Fedakâr Dava Adamý ?ehid Selahaddin ?rük
1984 yýlýnda Ýslami dava ile tanýþan Selahaddin ?rük, bütün dünyalýk meþgalesini bir kenara býrakarak ömrünü davasýna adadý. Bu uðurda ömrü teblið ve mücadele ile geçen ?rük, son nefesine kadar davasýný savundu ve bu yolda canýný Allah'a teslim etti.
05 Eylül 2015 Cumartesi 12:50
 Bu Haberi Paylaş




Türkiye'nin bir gerçeði olan Hizbullah cemaati, hep en iyilerini Allah'a feda etti. Ýþte onlardan biri daha. Hizbullah Cemaati'nin önde gelen isimlerinden biri olan Selahaddin Ürük, 1984 yýlýnda cemaatle tanýþtýktan sonra iþini de býrakarak bütün vaktini Ýslami çalýþmalara ayýrdý. Zindan, hicret ve fedakârlýkla geçen bir hayat yaþadý. Üstadýn Van Kalesi'nden düþerken “Davam, Ah Davam!” dediði gibi Selahaddin Ürük de dava için yapýlmasý gereken fedakârlýðýn nasýl olmasý gerektiðini, örnek hayatý ile ortaya koydu. Ýþte bir evlat, bir eþ ve bir baba olarak onu yakýndan tanýyan ailesinin dilinden Selahaddin Ürük…

TENE?ÝR TAHTASINDA YÜZÜ  ADETA GÜLÜMSÜYORDU

“Oðlum doðmadan önce Peygamber Efendimizi rüyamda gördüm, sýrtýmý sývazlayýp bana dua ediyordu. Doðumuyla eve bereket ve þeref getirdi. Küçük yaþta Kur'an'ý okumayý öðrenip, evde Kur'an dersi vermeye baþladý. Daha küçük olmasýna raðmen bize cemaatle namaz kýldýrýyordu. Gençliðinde dürüst, cesaretli biri olduðundan dolayý her zaman baþýmýz ondan yana dikti. Böyle bir evladý kaybetmek, Hz. Yakub'un Yusuf'unu kaybetmesi kadar acýdýr. Teneþir tahtasý üzerinde ona baktýðýmda yüzü adeta gülümsüyordu. Allah bize bu acýyý yaþatanlara hakkýmýzý býrakmasýn.”

ÝSLAM'I ONDAN DÝNLEYÝP DE KABUL ETMEMEK MÜMKÜN DEÐÝLDÝ

Onunla 1984 yýlýnýn baþlarýnda niþanlandýk. Onunla niþanlanmamýz, benim Ýslami yaþam tarzýna ilk adýmý atmam oldu diyebiliriz. Niþanlýlýk döneminde beni yavaþ yavaþ Ýslami hayata alýþtýrmaya çalýþýyordu. Ýlk istediði þey, namaz hassasiyetiydi. Evliliðimizin þartlarý fedakârlýk üzerine kuruldu. Onun istediði ve üzerinde en çok durduðu noktalar, Ýslami hizmet ve misafir kabulüydü. Onun þahsýnda Ýslam'ýn güzellikleriyle tanýþtým. Öylesine mükemmel bir kimliðe sahipti ki, Ýslam'ý ondan dinleyip de kabul etmemek mümkün deðildi. Ýslam'ý tatlý diliyle anlatarak ve yaþayarak insanlara kabul ettirme yeteneðine sahipti.

ALLAH'IN DAVASI OLMASAYDI ASLA ÇOCUKLARIMI GERÝDE BIRAKMAZDIM

Yýllarca hicret hayatý yaþadý. Onu az görürdüm. Çocuklarýný, evini, yurdunu, anne, babasýný, makam ve mevkiini, maaþýný kýsacasý her þeyini feda etti. Yýllarca anne, baba, evlat hasreti çekti. Hicret yýllarýnda büyük çocuklarýmýzý kayýnvalidemizde býrakýrdýk. Onlarýn yüzünü görmeye hasret kalýrdý. Kelimelerin anlatmaya yetmeyeceði acýlar ve hasretler yaþadý. Sürekli þöyle derdi: “Allah'ýn davasý için olmasaydý her þey bir yana asla çocuklarýmý geride býrakmaz, onlardan ayrýlmazdým.”

BU GENÇLERÝN EÐÝTÝME ÝHTÝYACI VAR

Birlikte kaldýðýmýz zaman zarfýnda bana daima zorluklara hazýrlanmamý söylerdi. Tekrar tekrar söylediði sözlerden biri þöyleydi: “Bu zamanda evde oturmak haramdýr.” Bazen yoðun çalýþmalarýndan sonra eve geldiðinde o kadar yorgun olurdu ki kendisine yemek getirilinceye kadar oturduðu yerde uyuya kalýrdý. Bu esnada: “Bu gençlerin eðitime ihtiyacý var” þeklinde sayýklamasýna defalarca þahit oldum.

?ÝMDÝ YATMA ZAMANI DEÐÝL!

Bazen gece yarýsýna kadar çalýþýrdý. Bize Arapça dersi verirdi. Sabah namazýndan sonra Arapça Kur'an tefsirini Türkçeye çevirerek bize öðretirdi. “?imdi yatma zamaný deðil çok az zamanýmýz var, bu imkânlar yarýn elimize geçmeyebilir” diyerek tembelliðe asla razý olmazdý. Kadýnlarýn ve kýzlarýn eðitimi konusunda azami gayret sarf ederdi. Çok hassas olduðu noktalardan biri de kadýnlarýn ve kýzlarýn tesettürüydü. Kýz çocuklarýmýz küçük olmalarýna raðmen onlarýn açýk kýyafetler giymelerine asla izin vermezdi. Evin içinde dahi kýyafetlerin özellikle bol ve tam tesettürlü olmasýný ister, aksi taktirde çok kýzardý. En çok sinirlendiði noktalar, kadýnlarýn dar giyinmesi ve seslerinin erkeklere gitmesiydi. En çok karþý olduðu bir þey de israftý. Ýki çeþit yemek yaptýðýmýzda kýzar ve bir çeþit yemek yapmamýzý isterdi. Zaman israfý noktasýnda da çok hassastý. Fazla uyku, gereksiz ev iþleri, uðraþtýrýcý yemekler konusunda bizi uyarýrdý.

ARTIK BEN ?EHADETÝ HAK ETTÝM

Mükemmel bir eþ ve mükemmel bir babaydý. ?ehadetinden iki gün önce hayatýný baþtan sona bize anlattý. “16 yýldýr evliyiz bu zaman yeter de artar bile, artýk ben þehadeti hak ettim” dedi. Ben de “Bizi býrak da ümmetin senin gibilere ihtiyacý var” dedim. O da “Biz bir çýðýr açtýk geride kalanlar da o çýðýrda yürüsünler. Allah'tan tek dileðim, O'nun açtýðý çýðýrda yürümek ve bu yola feda olmaktýr” dedi.

ÝSLAM DAVASI ÝÇÝN HER ?EYÝNÝ FEDA ETTÝ

Bölgedeki Ýslami çalýþmalarýn ilk tohumlarý ziyaretlerle atýldý. Çalýþmanýn öncüleri köy köy, kasaba kasaba, þehir þehir dolaþarak müspet gördükleri insanlara ulaþýyorlardý. 1983 yýlýnýn sonlarýna doðru Mazýdaðý'nda babam ile görüþülür. Babam, tanýþtýðý insanlarý Allah'ýn bir nimeti görerek onlara eþlik eder. Etibank Fosfat Ýþletmeleri'nde muhasebe þefi olarak çalýþan babam, Mazýdaðý'nýn deðer verilen insanlarýndan biri olup mal, makam ve mevki sahibiydi. Ýslami davayla baðýný kurar kurmaz bütün zamanýný bu hizmetlere verir.

ÝSLAMÝ ?AHSÝYETÝYLE ÖRNEK BÝR ÝNSANDI

Ýslam davasýný Mazýdaðý'nda yaymak için çarþý merkezinde Talebe Kitap Kýrtasiye isminde bir kitapevi açar. Burada gençlere okumalarý için ücretsiz kitaplar daðýtýr. Ýslami yaþantýsý ve güzel ahlakýyla sevilen babamýn çevresinde gençler bir araya gelmeye baþlarlar. Babam, gençlik yýllarýnda bile ailesi içinde sözü dinlenen, saygý duyulan biriydi. Aile büyüklerinin oturduðu meclislerde babasýnýn yanýnda otururdu. Babasý ve amcalarý kendisine danýþýr, fikirlerinden istifade ederlerdi.

YARININ BÜYÜKLERÝNÝ YETÝ?TÝRDÝ

Babam çalýþmalarýný lise öðrencileri üzerinde yoðunlaþtýrýr, onlarla düzenli ve programlý çalýþmalar yapardý. Haftanýn bir gününde onlarý evinde aðýrlayarak sohbet ederdi. Bir hafta boyunca okuduklarý kitaplar hakkýnda onlardan malumat alýrdý. Onlara da teblið çalýþmalarý yapmalarýný öðütler ve her hafta yaptýklarý çalýþmalar hakkýnda bilgi alýrdý. Evinde gençleri aðýrlamasý ve onlara saygý göstermesi, anne ve babasýnýn dikkatini çeker, “Oðlum! ?u çocuklardan ne istiyorsun? Yaþýtlarýnla, kendin gibi mevki sahibi olanlarla gezsen daha iyi olmaz mý?” sorusuna muhatap olur. Yýllar sonra babasýna o küçük çocuklarý göstererek “Bak baba! Çocuk dediklerin bugün kocaman adamlar oldular” diyerek çalýþmasýnýn semeresini babasýna anlatmaya çalýþýr.

ALLAH'IN DAVASI ÝÇÝN   MEMLEKETÝNÝ TERK ETTÝ

Ýslam'ýn daha geniþ alanlara yayýlmasý gerektiðine inanýrdý. Mazýdaðý'ndan ayrýlma zamaný gelir. Bu ayrýlýþýný kendisi þöyle anlatýr; “Etibank, Fosfat Tesisleri çalýþanlarý için konutlar inþa etmiþtir. Her çalýþana bir dubleks daire verilmek üzere taksimat yapýlmýþtýr. Bir gün ben ve bir arkadaþým taksi ile bu konutlarýn önünden geçerken kendisine daireleri gösterip “Sitenin kapýsýnda güvenlik var. Beni düþündüren, arkadaþlar geldikleri zaman bu güvenliðin sorun olabileceðidir” demem üzerine arkadaþým; ‘Sen burada oturacaðýný mý sanýyorsun?' deyince iþten ayrýlmam gerektiðini anladým ve 1988 yýlýnda istifa ettim.”

Ailesini Mazýdaðý'nda býrakarak Diyarbakýr'a yerleþir. Burada bir muhasebe bürosu açar. Bu büro yýllarca Ýslami hizmetlerin yürütüldüðü merkezi bir yer olur.

CEZAEVÝ SÜRECÝ

Hayatýný Ýslami hizmetlere adayan babam, Aðustos 1992 yýlýnda gözaltýna alýnýr. Atýlý suçlarý kabul etmediðinden aðýr iþkencelerden geçirilir. Direniþiyle herkesi kendisine hayran býrakýr. Nihayet çýkarýldýðý mahkemece tutuklanýp Diyarbakýr E tipi kapalý cezaevine gönderilir. Artýk cezaevi süreci baþlar. Yedi arkadaþý ile beraber ayný koðuþta kalýr. Arkadaþlarý arasýnda görev taksimi yaparak iþe baþlar. Bir arkadaþý imam, bir diðeri müezzin, diðer birini TV'den sorumlu yapar. Böylece her bir iþe bir arkadaþýný sorumlu tutar. Siyer, Risale-i Nur ve Ýslam tarihi gibi kitaplarý temin eder ve ders halkasý oluþturarak eðitim faaliyetlerine baþlar. Cezaevine girdikten kýsa bir süre sonra ziyaretine gelen kardeþi Osman'ýn kullandýðý araç kaza yapar. Annesi ve babasý yaralanýrken kardeþi Osman vefat eder. Yine bu dönemde Mazýdaðý'nda yýllarca beraber hizmetler yapmýþ arkadaþý Abdulvahap Yersiz Hoca þehit olur. On ay sonra tahliye olur. 1994 yýlýnda mahkeme sonuçlanýr, gýyabi tutuklama kararý çýkar. Ancak kendisi ortadan çekilir. Farklý þehirlerde yaþamaya baþlar. Ýslami hizmetlerini gittiði þehirlerde sürdürür.

DAVA ARKADA?I ABDULLAH HOCAOÐLU'NUN DÝLÝNDEN

Onu tanýyan herkes bilir ki þehidin kendisini emniyete alma imkâný olmasýna raðmen, davanýn içinde bulunduðu hassas þartlardan dolayý hizmetin aksamamasý için bunu yapmamýþ, tüm riskleri göze alarak hizmet alanýnda kalmayý tercih etmiþtir. Aslýnda onun bu tercihinin ayný zamanda þehadeti seçmek olduðu da biliniyordu. Çünkü her gün yeni bir operasyonun yapýldýðý, yoðun takip ve gözaltýlarýn olduðu bir dönemde yapý ile diyalogda olmak, onun için riskin en büyüðüydü. O da, onu tanýyan tüm kardeþler de bunu bilmelerine ve hatta bazý kardeþlerin kendisine, bir süreliðine çekilip tedbir almasý tekliflerine; “Ben belki kendimi emniyete alabilirim, ama böylesi hassas bir dönemde hizmet içinde olmamak olmaz” diyerek teklifleri kabul etmemiþ, cemaatsel yapýnýn operasyonlardan dolayý süregelen sýkýntýlarýný bertaraf edebilmek ve çalýþmalarýn devam edebilmesi için elinden gelen gayreti göstererek caný pahasýna büyük fedakârlýkta bulunmuþtur.

CESARET VE FEDAKÂRLIÐIYLA  ÖRNEK BÝR ÝNSANDI

?ehid aðabeyimizin en belirgin özelliði; disiplinli, düzenli, planlý ve programlý oluþuydu. Her iþine büyük hassasiyet gösterir ve programlarýný muntazam bir þekilde uygulamaya çalýþýrdý. Bölgede birçok alanda Ýslami çalýþmalarýn geliþmesi ve halkýmýzýn bilinçlenmesi, Allah'ýn yardýmý ve onun gibi deðerli þahsiyetlerin gayretleriyle olmuþtur. ?ehid, ayný zamanda büyük bir Ýslami birikime sahip, kültürlü ve oldukça da çalýþkan bir þahsiyetti. Bulunduðu tüm alanlarda kendisiyle beraber çalýþan kardeþleri için yol gösterici olmuþ ve birçok kadronun yetiþmesine de vesile olmuþtur. Cesaret ve fedakârlýðýyla her zaman örnek olan ?ehid Selahaddin, daha önce gözaltýna alýnýp yoðun iþkenceye maruz kalmýþ ve bir süre zindanda kalarak cemaatin zindandaki ilk kadrolarýndan olmuþ ve orada da verimli çalýþmalar yapmýþtýr. Zindandan tahliye olduktan sonra da çalýþmalarýna aralýksýz devam eden ?ehid, davanýn en mahzun olduðu bir dönemde, yapýlan bir operasyonda ?ehadete kavuþmuþtur.

?üphesiz ki davalara öncü olan kadrolarýn ve hizmeti yönlendiren böylesi azizlerin yerleri doldurulamaz. Ama onlarýn, uðruna mücadele ettikleri davalarý, bu yoldaki tecrübeleri ve öðretileri esas alýnarak yollarý sürdürülebilir. Onlarýn yollarýný sürdürmek demek, býraktýklarý mirasa sahip çýkmak, öðretilerine riayet etmek ve takipçileri olmak demektir. ?ehadetleri mübarek olsun. 

 

 

 

 
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR