Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Hizan’da Kutlu Doğum Coşkusu
Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından, Bitlis’in Hizan ilçesinde Kutlu Doğum etkinliği düzenlendi.
24 Nisan 2017 Pazartesi 13:48
 Bu Haberi Paylaş


Bitlis’in Hizan ilçesinde Peygamber Sevdalıları Platformu tarafından “Hak ve Adalet Rehberi Hz. Muhammed (sav)” temasıyla Kutlu Doğum etkinliği düzenlendi.

Merkez Cami Meydanında gerçekleştirilen etkinliğe; Bitlis İl Başkanı Celal Gül, AK Parti Hizan İlçe Başkanı Ebubekir Çakmak, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Emin Çeltik ve Ersin Gelgül’ün sunuculuğunu yaptığı etkinlik, Hüseyin Elban’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. BEST-DER’in küçük mevlithanları tarafından okunan Mevlid-i Şerif’le devam etkinlikte Kızıltepe ilahi Gurubu ilahi ve ezgiler seslendirdi.

Tatvan Kız İlahi Gurubunun seslendirdiği ilahilerle meydandaki coşku doruğa çıkarken, sık sık getirilen tekbirler Bediüzzaman Said-i Nursi’nin memleketi Hizan’ın semalarında yankılandı.  Yüzlerce Hizanlının katıldığı etkinlikte, konuşmaların yapıldığı esnada kimi vatandaşlar gözyaşı döktü.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Peygamber Sevdalıları Tatvan Koordinatörü Mahmut Faruk, platform olarak Türkiye’nin birçok il, ilçe, belde ve köylerinde etkinlik düzenlediklerini belirterek, meydanı dolduran Hizan halkına katılımlarından dolayı teşekkür etti.

“İslam ve Kur’an davasına sarılanları Allah, yüceltmiş ve izzetli kılmıştır”

Günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yapan Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihad’ül ulema) üyesi Emrullah Uysal, Allah’ın insanlar üzerinde büyük nimetleri olduğu hatırlattı. Uysal, “Allah’ın bize olan iyilikleri çoktur. Bir iyiliği odur ki biz ona iman etmişiz. Bize akıl vermiştir. El, ayak, ağız, göz vermiştir. Teneffüs ettiğimiz havayı vermiş, İslam kardeşliği vermiş, Peygamberi âlemlere rahmet olarak göndermiş, âleminin kurtuluşu için göndermiştir.” dedi.

Uysal, Peygamberin geldiği zamanda insanların içinde bulunduğu zulüm girdabına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Peygamber Efendimiz (sav) geldiği zaman, İslam ve Kur’an davasını yüklendiği zaman, Allah’ın davasını yüklendiği zaman insanlar karanlıktaydı. İnsanlar zulüm ve haksızlık yapıyordu. Fakat onun gelişiyle insanlar gurup gurup, kabile kabile, millet millet, aşiret aşiret İslam’a girdi. O ki Türkler, Kürtler, Farisiler, Araplar, İslam dinine sarıldılar. Allah’ın ipine sarıldılar. İslam dinine girmekle izzet buldular. Allah, İslam ile Arapları, Türkleri, Kürtleri, Farisileri yüceltti. İslam ve Kur’an davasına sarılan kabileleri, aşiretleri yücelterek izzetli kıldı.”

“Müslümanlar, gittikleri her yere huzur ve kardeşlik; Allah’ı tanımayan zalim ve zorbalar ise gittikleri her yere kan ve gözyaşı götürdüler”

Bediüzzaman ve onun gibi İslam davasını yüklenenlerin gaye ve amaçlarının İslam ve Kur’an olduğunu dile getiren Uysal, Müslümanların gittiği her yere huzur ve kardeşliği götürdüğünü, Allah’ı tanımayan zalim ve zorbaların gittiği her yere kan ve gözyaşını götürdüğüne dikkat çekti.

Uysal, “Bugün Hizan halkı, nereye gidiyorsan bizler Şeyh Sığetullah Arvas’nin müritleriyiz. Bediüzzaman’ın torunlarıyız. Şeyh Şahabettin’in müritleriyiz. Bunu söylemek ile iftihar ediyorlar. Peki, Şeyh Şahabettin’in yolu neydi? Şeyh Sığetullah Arvas’nin yolu neydi? Bediüzzaman’ın yolu neydi? Onların davası Kur’an idi. Yolu Peygamber yoluydu. Adalet ve kardeşlik yoluydu. Bizler onların yolunu takip etmemiz lazım. Büyüklerimiz ve rehberlerimiz bunlardır. Büyüklerimiz Hz. Ebubekir, Osman, Ali, Bilal, Habab’tır. Bu insanlar, köylere, şehirlere, gittikleri her memlekette; huzur, barış, adalet ve kardeşlik götürdüler. Fakat Allah’ı tanımazlar, namazsızlar nereye gittilerse, orayı yıkarak talan ettiler. Gençleri yoldan çıkardılar, dinlerini ortadan kaldırdılar, kitaplarını kaldırdılar, kızlarını bozdular, İslam dinini toplum hayatından kaldırdılar. Kardeşliği kaldırarak, toplumun içine düşmanlık soktular.” diye konuştu.

“Zalimler istiyorlardı ki herkes onların kölesi ve hizmetkârı olsun”

Zalimlerin huzur ve kardeşlik istemediklerini, İslam dinini ortadan kaldırmayı hedeflediklerini vurgulayan Uysal, insanların huzuru İslam ile olabileceğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Peygamber Efendimiz, daha Medine’ye gitmeden evvel Mekkeli müşrikler, onu ve arkadaşlarını öldürerek İslam dinini ortadan kaldırmanın hesaplarını yapıyorlardı. Zalimler huzur istemiyorlar, kardeşlik istemiyorlar, insanlık istemiyorlar. Zalimler istiyorlardı ki herkes onların kölesi ve hizmetkârı olsun. Peygamberin yolunu takip edenler ise sadece Allah’ın köleleri olduğunu söylüyorlar.  Hamdolsun ki bizler, Peygamberin ve İslam önderlerinin yolunu takip ediyoruz.  Davamız İslam’dır. Davamız Kur’an’dır.  Davamız hak ve adalettir. Allah’ın şeriatıdır.”

İttihat ve Terakki zihniyeti tarafından idam edilen Şeyh Şahabettin ve arkadaşlarının davasının da İslam olduğunu dile getiren Uysal, Ermeni bir din adamı ile Kıyam eden Şeyh Şahabeddin arasında yaşanan bir diyaloğu hatırlatarak, “Şeyh Şahabeddin kıyam ettiği dönemde, kâfirlerin İslam âlemi üzerinde plan ve projeleri vardı. İstiyorlardı ki Müslümanları perişan etsinler. İslam halifeliğini ortadan kaldırsınlar. Müslümanların arasına düşmanlık koysunlar.  Şeyh Şahabettin ve onunla beraber olanlar, kıyam esnasında Bitlis merkeze bağlı Arıdağ (Kultik) köyüne gidiyorlar. Köyde kalan Ermenilerin ileri gelenleri, onların din adamları, Şeyh Şahabeddin’nin yolunu keserek ona ‘şeyhim sen nereye gidiyorsun’ diye soruyorlar. Şeyh Şahabettin kendisine diyor ki, ‘Ben Kur’an davasını güdüyorum. Ben şeriat davasını istiyorum’ deyince onlar, ‘Şeyhim vallahi sizi öldürecekler. Sizleri öldürürlerse, bu memlekette yerimiz kalmaz. Biz, sizin sayenizde buralardayız. Biz, sizin sayenizde hayatımızı sürdürüyoruz’ diye cevap veriyorlar. Bakınız Ermeniler, Hristiyanlar bile Müslümanlar ile huzur buluyorlar. Medine’de Yahudiler, Peygamber Efendimiz sayesinde huzur buldular.” ifadelerini kullandı.

Son olarak Uysal, kalabalığa hitap ederek, “İnsanlar İslam’dan uzaklaştığı vakit, Allah’ın davasından uzaklaştığı zaman kan ve gözyaşına duçar oldular. Malları talan oldu.  Onun için hepimiz Allah’ın yolunu takip etmek zorundayız. Allah’ın adaletini isteyelim. Huzur ve barış İslam’dadır. Huzur ve barış Kur’an’dadır. Çocuklarımıza sahip çıkalım. Onlara caminin yollarını gösterelim. Çocuklarımıza İslam ve Kur’an terbiyesini verelim.” şeklinde konuştu.

/ İLKHA











  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar

SON YORUMLAR