??Masanýn Bacaðý mý?? O da Ne?
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
??Masanýn Bacaðý mý?? O da Ne?
07 Eylül 2016 Çarşamba 19:54
 Bu Haberi Paylaş


Daha ziyade sivillerin zarar gördüðü PKK'nin bombalý araç saldýrýlarýnýn yoðunlaþmasý toplumda infial havasý oluþturmuþ, bir çok saldýrýda belediyelere ait imkanlarýn kullanýlmasý, “HDP'li belediyelere kayyum atanmasý” hazýrlýklarý þeklinde hükümette karþýlýk bulmuþtu.

Tasarýnýn hazýrlanýp “torba kanuna” eklenerek meclise sevk edilmesi HDP çevresinde endiþe dalgalarý oluþtururken, silahlý kanadý PKK cenahýnda ise bariz bir tehdit diline dönüþüvermiþti.

Kamuoyu baskýsý ile beraber Cumhurbaþkanlýðý ve hükümet bu konuda oldukça kararlý görünürken mecliste ani bir geliþme baþ göstermiþti. Dört partinin ortak önergesiyle “Kayyum tasarýsý” geri çekilmiþti.

Burada “Belediyelere kayyum” meselesinin içeriðini, getirisini, götürüsünü veya HDP ve PKK'ye oluþturacaðý yeni maðduriyet alanýný bir kenara býrakýyoruz.

Ama siyasi iradede belirginleþen kayyum kararlýlýðýnýn bir anda tasarýnýn geri çekilmesiyle noktalanmasý farklý tartýþmalara da kapý aralamýþtý.

Kimi medya organlarýnda bu durum, devletin PKK ile yeni bir “Çözüm sürecine” girme hazýrlýðý olarak ele alýnmýþ, hatta Ýmralý'ya hareket eden “devlet heyetinden” bahsedilmeye bile baþlanmýþtý.

HDP doðal olarak bu tasarýya karþýydý. CHP, bu hususta HDP'den geri deðildi. Ýktidar partisinin bunca kararlýlýða karþýn vazgeçmesi, ister istemez bu yönde ilk akla gelen tahminlerin seslendirilmesine zemin hazýrlamýþtý. Peki MHP nasýl ikna edilmiþti, orasý da ayrý bir soru iþareti!

19 Aðustos'ta geri çekilen tasarýnýn hemen akabinde HDP Eþ Baþkaný S.Demirtaþ twitter hesabýnda “saðlanan uzlaþmadan” dem vurarak, “benzer uzlaþma arayýþlarýnýn, toplumun acil sorunlarýnýn çözümü doðrultusunda sürdürülmesi bütün ülkenin menfaatine olacaktýr” açýklamasýnda bulunurken ilk akýllara gelen þey, yine “yeni bir süreç” olmaktaydý.

Bir gün sonra, yani 20 Aðustos günü KCK adýna yayýnlanan açýklama ise, “Yeni bir süreç” için iz sürenleri ilk etapta “haklý” çýkaracak cümleler barýndýrmaktaydý.

Bildiride yaþanan darbe giriþimini ilk defa “Tiyatro sahnesinin” dýþýna iterek ve tabi her zaman olduðu gibi yine kendine taraf yontarak deðerlendiren KCK, bu kez sözü eðip bükme gereði duymadan “Yeni bir sürece” getirerek þu cümleleri sarf ediyordu:

“Türk devleti ve AKP Hükümetinin bir çözüm politikasý geliþtirmesi halinde, Kürt sorunu bir ay gibi kýsa bir sürede çözülür ve Türkiye'ye barýþ gelir. Özgürlük Hareketi olarak, tercihimiz demokratik siyasal çözümden yanadýr. Bu konuda her türlü fedakarlýðý göstereceðimiz de açýktýr.”

En son iki buçuk yýl boyunca yine KCK'nin hoyratlýðý yüzünden bir arpa boyu yol alýnamayan “Çözüm süreci'nin” bu kez özetinin özeti sayýlabilecek “Bir aylýk” gibi mucizevi bir sürede kesin sonuca ulaþacaðý vurgusu, bir hayli enteresan kaçmýþtý.

Bu süre zarfýnda siyasi iktidar kanadýnýn ketum davranmasý, dillendirilen “Yeni bir süreç” konusunda teyid ya da yalanlama yoluna gidilmemiþ olmasý, aslýnda bir þeylerin döndüðünü gösteriyordu, ama ne?

Tek taraflý açýklamalar birer muammaya dönüþürken bu kez“Altýn vuruþ”, hiç alýþýk olmadýðýmýz “barýþçý” bir söylemle S.Demirtaþ'tan geliyordu.

Ýzmir Tepekule Kongre Merkezinde gazetecilerle bir araya gelen S.Demirtaþ, hep alýþýlagelen “Üçüncü sýnýf militan” üslubunu bir kenara koymuþ, bu kez gerçek parti lideri edasýyla ilginç açýklamalarda bulunarak þöyle konuþmuþtu:

“PKK'nin ‘ama'sýz, ancaksýz silahlý, bombalý þiddet eylemlerini, þehirlerde, daðlarda durdurmasý lazým. Bizim açýmýzdan bunun alternatifi yoktur. ‘Amasý, ancaðý' yoktur. AKP'nin yaptýðý, iþlediði suçlarýn hesaplarý asker, polis öldürülerek sorulamaz.”

S.Demirtaþ belki de ilk kez bu denli “barýþçý” kesiliyordu. Belliydi ki “acil” bir durum vardý. Yalnýz bu durum, zamanlama açýsýndan söylemlere yansýyan “insancýl” bir tutumdan kaynaklanmadýðý her halinden belliydi. Çünkü bu açýklama yapýlýrken tarihler 28 Aðustos'u gösteriyordu. Bu tarih, Türk silahlý kuvvetlerinin ÖSO gruplarý eþliðinde Cerablus'a girdiðinin sonrasýna denk düþmesi açýsýndan bu kez “yeni bir süreci” deðil, baþka bir durumu iþaret ediyordu.

Bu arada Türk yetkililer de YPG'ye karþý söylemlerini sertleþtirmiþ, “koridor” meselesiyle baðlantýlý olarak YPG'nin Fýrat'ýn doðusuna çekilmedikleri sürece hedef haline geleceklerini en sert sözlerle söylüyorlardý.

HDP ve KCK ve baðlý diðer bileþenlerin günlerdir dile getirdikleri “yeni bir sürece” dair ateþkes söylemleri üzerindeki sis perdeleri de aslýnda Cerablus harekatýyla aralanmýþ oluyordu.

PKK ve siyasi bileþenlerinin en önemli taktiklerindendi, sýkýþýk zamanlarda “barýþýçý” söylemlere sarýlmak ve bu taktik içerde ve dýþarýda yaþanan bir takým olaylarla bir kez daha nüksetmeye baþlamýþtý.

Ýçerde PKK, darbe sonrasý ile birlikte FETO gibi önemli bir lojistik saðlayýcý partnerini kaybetmiþ, Washington merkezli “devrimci-darbeci ittifak” iþlemez hale gelmiþti. Klasik eylem yeteneðini büyük oranda kaybeden PKK, bombalý araç ve yollara EYP tuzaklama gibi bir bakýma çaresizliði ifade eden “risksiz eylemler” dýþýnda pek fazla da bir þey yapamýyordu. Kaldý ki bu tür eylemler de sivilleri daha fazla maðdur etmesi açýsýndan PKK hanesine baþarý deðil, nefret olarak kaydediliyordu.

Dýþarýda ise en çok övündüðü Rojava bölgesi ve koridorun birleþtirilmesi meselesi ise artýk Türkiye'nin doðrudan hedefi haline gelmeye baþlamýþtý. Darbe sonrasý ABD ile bozulan iliþkiler, Türkiye'yi farklý iliþki mecralarýna yöneltmiþ, bu durum ayný zamanda ABD'nin Türkiye üzerinde oluþturabileceði muhtemel baskýyý da minimize etmiþti. Ýþte bu durum PKK ve bileþenlerini zora sokacak bir sürecin de habercisi olmuþtu.

Amerika'nýn Türkiye'ye karþý YPG'yi çok da fazla kayýramayacaðý gerçeði, Suriye yönetiminin de YPG üzerinden Türkiye ile anlaþabileceði deðerlendirmeleri, PKK çevrelerini hayli sýkýntýya sokmuþtu. Ýzledikleri kadim taktik gereði PKK'ye göre tam da “yeni bir süreç” baþlatma zamanýydý.

Elbette Türkiye'nin Cerablus'a girdiði ve Münbiç'i hedef aldýðý bir ortamda PKK ile yeni bir süreç gibi bir ajandasý en azýnda kýsa vadede ihtimal dahilinde görünmüyordu. PKK ve bileþenleri ise büyük ihtimalle “dýþarýnýn” da teþvikleriyle bir ateþkes için çýrpýnmaya hala devam ediyor.

En son 31 Aðustos'ta DTK ve diðer bileþenlerin “Dünya barýþýnýn teminatý ve lideri Öcalan ile görüþme” gerekçesiyle sýnýrsýz kesintisiz açlýk grevi kararý almasý da, yine Öcalan üzerinden yeni bir süreç manevrasýna kapý aralamakla ilgili bir durumdur.

Bunca ateþkes ve yeni süreç açýklamalarý PKK cenahýndan yükselirken hükümet bugüne kadar resmi düzeyde henüz oralý olmuþ deðil, olmayý da þimdilik düþünmüyor gibi görünüyor.

Resmi düzeyde PKK'nin arzularý dikkate alýnmazken en son Star gazetesinde Yalçýn Akdoðan'ýn yaptýðý açýklamalar, aslýnda siyasi iktidar cephesinde bu çaðrýlara verilen karþýlýðý yansýtmasý açýsýndan önemliydi.

Akdoðan, yazýsýnýn giriþinde þu cümlelerle karþýlýk veriyordu masaya dönme çaðrýlarýna: “Armudun sapý üzümün çöpü derken geriye masanýn bacaðý kaldý. 

Ne masasý mý? 

Hani birileri masaya dönülsün, görüþmeler tekrar baþlasýn diyor ya, o masa... 

Masa falan yok kardeþim, her türlü çözüm giriþimini patlattýðý bombalarla havaya uçuran, her türlü görüþmeyi silah dayatmasýyla rayýndan çýkaran gözünü kan bürümüþ bir anlayýþla neyi görüþeceksiniz?”

Bu çaðrýnýn bir yönüyle siyasi iktidarýn görüþünü yansýtmasý, diðer yönüyle de “Dolmabahçe süvarisi” namýný hakketmiþ bir kiþiden gelmiþ olmasý oldukça manidardý.

“Masa” diyen çevrelere belki de kinayeli bir cevapla “Masanýn bacaðýný” gösteriyordu.

Açýkçasý merak konusu olan þöyle bir nokta da var;

Akdoðan'ýn bu cevabý medyaya yansýyan salt PKK-HDP çaðrýlarýna verilen bir cevap mýydý, yoksa medyaya yansýmayan baþka türlü giriþimlere verilmiþ bir cevap mýydý, burasý hala tam belli deðil.

PKK ve çevreleri, medyada “maðdur” görüntüsü vermekten pek de hoþlanmadýklarý bilinir. En zor zamanlarda bile Kandil'de kahramanlýk naðmelerinin yükseldiðini bilmekteyiz. PKK bu kez “Masa” için bu denli sesini yükseltmiþken, “aracýlarýn” resmi düzeyde ne denli giriþimlerde bulunabildiklerini tahmin bile edemiyorum.

Dolayýsýyla Akdoðan'ýn “masa-bacak” cevabýnýn PKK'den daha ziyade “aracýlara” yönelen bir mesaj olduðu pekala okunabilir.

Zaten devreye giren “aracýlarýn yoðunluðu” söylemleri bir çok taraftan duyulmaktadýr. Ancak CB'nin bu aracýlara asla yüz vermediði, hatta “Saray'a” bile yaklaþtýrmadýðý fýsýltýlarý da mevcuttur.

PKK bir kez daha “Masa” diye yalvarýrken bu kez Hoca ve süvarilerinin meydandan kovulmuþ olmalarý belki de PKK için en büyük þansýzlýk. Akdoðan bile “bacak” diyorsa, varýn gerisini siz düþünün.


Said El Kürdi
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR