'Sürece Hizbullah da dahil edilmeli'
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
'Sürece Hizbullah da dahil edilmeli'
?özüm süreci hakkýnda deðerlendirmelerde bulunan Araþtýrmacý Yazar Faruk Köse, PKK'nin süreçte tek baþýna muhatap alýnmasýný eleþtirerek, sürece H?DA PAR veya Hizbullah gibi bölgenin diðer unsurlarýnýn da dahil edilmesi gerektiðini belirtti.
14 Eylül 2015 Pazartesi 22:08
 Bu Haberi Paylaş


Çözüm sürecinin askýya alýnmasý ve süreçte yapýlan yanlýþlýklar hakkýnda Ýlke Haber Ajansý’na (ÝLKHA) deðerlendirmelerde bulunan Araþtýrmacý Yazar Faruk Köse, PKK’nin süreçte tek baþýna muhatap alýnmasýný eleþtirdi.

Çözüm sürecinde sadece PKK’nin muhatap alýnmasý ve baþta Hizbullah Cemaati olmak üzere Ýslami camialarýn, kannat önderleri alimlerin süreçte olmamasýný eleþtiren Faruk Köse, þunlarý ifade etti: “PKK fiili durumu itibarýyla masada yerini alsa da asýl taraf Müslüman Kürt halkýnýn gerçek temsilcileri olmalý; Ýslami cemaat ve cemiyetler, sivil toplum kuruluþlarý, bölge halkýnýn itibar ettiði alimler ve kanaat önderleri sürecin aktörleri arasýnda bulunmalýydý. Mesela bölge özelinde söylemek gerekirse, ‘Akil Adamlar’ raporunda da vurgulandýðý gibi, Ýslam’ý referans alan ve Müslüman Kürt halkýna dayanan Hizbullah Cemaati’nin sürece dahil edilmesi, sürecin toplumsallaþmasý bakýmýndan önemliydi. Ama bu yapýlmadý. PKK muhatap alýnýp Müslüman Kürt halký terör örgütüne teslim edilirken, Kürtlerin inanç önderlerinin, cemaatlerinin yüzüne bile bakýlmadý.”

“HÜDA PAR veya Hizbullah gibi, bölgenin diðer örgütlü unsurlarý da sürece dahil edilmeli”

Gelinen aþamada sürecinin duygusallýða ve intikam çýðýrtkanlýðýna kapýlmadan, doðru zeminde ve doðru biçimde devam ettirilmesi gerektiðine dikkat çeken Köse, “Müslüman Kürt halký PKK tasallutundan kurtarýlmalý. PKK tek muhatap olmaktan çýkarýlýp, mesela Hüda-Par veya Hizbullah gibi, bölgenin diðer örgütlü unsurlarý da sürece dahil edilmelidir.” dedi.

“Ýslami duyarlýlýklarý yüksek olan Kürtler üzerindeki baský ve katliamlar görmezden gelindi”

Çözüm sürecinin çözümü deðil, ayrýþma arzularýný geliþtirdiðini de belirten Köse, “ PKK’nin, özellikle de Ýslami duyarlýlýklarý yüksek olan Kürtler üzerindeki baskýsý, tedhiþi, katliamlarý, saldýrýlarý ve benzeri saldýrýlarý  görmezden gelindi. Meydan PKK’ye teslim edildi, PKK de istediði gibi at oynattý. Fýrsatý çok iyi deðerlendirdi; ayrýþmanýn temellerini pekiþtirip üstyapýsýný biçimlendirdi.” ifadelerini kullandý.

 “Çözüm süreci, daha büyük bir ‘çözümsüzlük süreci’ halini aldý”

Sürecin, sadece “asker kaný akmasýn” üzerine kurulduðuna dikkat çeken Köse, deðerlendirmelerine þöyle devam ett: “Önemli olan sadece asker kanýnýn akmamasý mýydý? Bunun dýþýna her ne olursa olsun sineye mi çekilmeliydi? Asker cenazesi gelmesin de, varsýn ülke bölünsün, toplum parçalansýn, terör örgütü ne muradý varsa barýþ ortamýnda elde etsin miydi? Ancak maalesef süreç, sadece böyle bir -sözümona- kazaným üzerine kuruldu. Hâl böyle olunca PKK, militanlarýnýn heyecanýný diri tutacak her türlü eylemi sürdürdü. Bütün bunlarý yaptýðý halde, adli ve asayiþ makamlarý tarafýndan bunlara göz yumuldu. Görüldüðü üzere çözüm süreci, aslýnda daha büyük bir ‘çözümsüzlük süreci’ halini aldý.”

“Millet adýna karar verenler, karardan önce millete sormadý”

Sürecin þeffaf yürütülmediðine vurgu yapan Köse, tüm ülkeyi, bütün toplumsal kesimleri ilgilendiren sürecin, kamuoyunun bilgisinden uzak, kapalý kapýlar ardýnda yürütüldüne  dikkat çekti.

Yapýlan açýklamalarda görülen müphemliklerin, toplumun sürece karþý çekince koymasýna yol açtýðýný belirten Köse, þunlarý ifade etti: “Tüm milleti ilgilendiren bir hususta atýlan adýmlar milletten gizlendi. Millet adýna karar verenler, karardan önce millete sormadý. Milleti baðlayacak iþ yapanlar, bunu millet ile paylaþmadý ve onayýný almadý. Bu ve benzeri kapalý noktalar, sürece karþý ‘toplumsal endiþeler’i büyüttü. PKK’nýn faaliyetlerini de üzerine ekleyince, artýk süreçten kimsenin umudu kalmadý.”  

Köse, sürecin Kürtlere haklarýnýn verilmesi ekseninden ziyade; PKK’nin taleplerinin karþýlanmasý, PKK yöneticilerinin menfaat sahalarý bakýmýndan tatmin edilmesi, PKK’ye meþruiyet kazandýrýlmasý çizgisinde yürütüldüðünü söyledi.

PKK’nin kendi inisiyatifiyle karar alacak bir yapý olmadýðna dikkat çeken Faruk Köse, sözlerine þöyle devam etti: “Maþasý olduðu küresel güçlere raðmen, istese de barýþ yapamaz. Bu nedenle, çözüm sürecinin evvelinde, ‘Küresel güçler’ ile masaya oturmak ve onlarýn PKK’ya desteðini kaldýrmak gerekirdi. Çünkü patron onlar, PKK taþeron. Patronu es geçip sadece taþeronla görüþerek PKK sorunu bitirilemez. PKK maþasýný tutan yerel ve uluslararasý eller müsaade etmediði sürece teröre son verilmeyecek, barýþ da gelmeyecektir.”

“Süreçte PKK’ye ve baðlý kiþi veya kuruluþlara ‘pozitif ayrýmcýlýk’ yapýldý”

Süreçle beraber hukuki anlamda PKK’ye çifte standart uygulandýðýný dile getiren Köse, “Çözüm sürecinde PKK ve destekçileri için yasalar uygulanmadý; adeta PKK’ye ve baðlý kiþi veya kuruluþlara ‘pozitif ayrýmcýlýk’ yapýldý. Onlarýn ‘suç iþleme özgürlüðü’ varmýþ gibi bir süreç yaþadýk. PKK, hem de günün tam ortasýnda þehir merkezlerinde yol kesiyor, kimlik kontrolü yapýyordu. Ancak güvenlik birimleri PKK’lilere müdahale etmiyordu. Oysa ayný þey Batý’da olsaydý neler yaþanýrdý acaba? Birkaç müslüman, hem de silahsýz olarak yol kesip inançlarýnýn propagandasýný yapsalardý, mesela ‘Ýçinde yaþadýðýmýz devlet sisteminin Ýslam’a aykýrý nitelikler taþýdýðý’ndan falan söz etselerdi, ayný güvenlik güçleri derhal müdahale eder, o müslümanlarý içeri alýr ve en aðýr cezalarý almalarý saðlanýrdý. Tüm Türkiye’de suç olan eylemlerin adý, mesela Diyarbakýr’da, ?ýrnak’ta, Hakkari’de, Batman’da veya baþka bir Güneydoðu ilinde ‘barýþ süreci’ oldu. Nitekim PKK her türlü mel’aneti ve daha fazlasýný Güneydoðu’da iþledi de,  hukukçusu olsun, emniyetçisi olsun, siyasetçisi olsun, idarecisi olsun, bir kiþi de çýkýp gereðini yapmadý.” dedi.

Temel hak ve özgürlüklerin PKK ile müzakerelerde konuþulmasýný da eleþtiren Köse, “Bir þeyi doðru yapamadýk. Kürt meslesi ile terör sorununu birbirine karýþtýrdýk. Terör sorununu çözerken de bunu, temel hak ve özgürlüklerin tanýnmasýný pazarlýk masasýna yatýrarak yapmaya kalkýþtýk. Haliyle bu, bugün içinde bulunduðumuz ve nasýl kurtulacaðýmýzý kestiremediðimiz bir sarmalýn içine attý bizi. Bunun için, süreç nasýl ilerlerle ilerlesin, Kürt insanýnýn Ýslami ve insani haklarýný kullanmasýnýn yolu sonuna kadar ve hiçbir kayýt ve þarta baðlanmadan açýlmalýydý. Ancak bu yapýlýrken, terör faaliyetlerine asla müsamaha gösterilmemeli, en küçük bir terör eyleminde bile müdahaleden geri durulmamalý, terör örgütünün yapýsýný geliþtirerek bölgeye yerleþmesine göz yumulmamalý, kýrsalda ve þehirde konuþlanmasýna izin verilmemeliydi.” diyerek eleþtirilerini dile getirdi. (M.Hüseyin Temel – ÝLKHA)


  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR