Türkiye'nin Ortadoðu'daki yeni stratejisi
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Türkiye'nin Ortadoðu'daki yeni stratejisi
Fýrat Kalkaný operasyonu ile Suriye'nin yeniden þekillenmesinde söz sahibi olmak isteyen Türkiye, Ortadoðu'da yeni bir stratejiyi devreye sokuyor.
29 Ağustos 2016 Pazartesi 09:02
 Bu Haberi Paylaş


Rusya ve Ýsrail'le iliþkilerini normalleþtirmeye çalýþan Türkiye, Suriye'de de yeni bir politika izlemeye baþladý. Beþar Esad'ýn geçiþ döneminde bir muhatap olarak kabul edilebileceði mesajý veren Ankara, Fýrat Kalkaný operasyonu ile de Suriye politikasýnda daha aktif bir siyaset izleyeceðini gösterdi. Türkiye, Mýsýr ve Ýran'la daha iyi iliþkiler kurma eðiliminde. Türkiye'nin artýk daha pragmatik bir politika izlediðini belirten Ýstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararasý Ýliþkiler Bölüm Baþkaný Prof. Dr. Mensur Akgün, DW Türkçe'nin sorularýný yanýtladý.

Bu operasyon Türkiye'nin yeni Suriye politikasý açýsýndan ne ifade ediyor? Türkiye’nin yeni Suriye politikasýný nasýl tarif edebiliriz?

Mensur Akgün: Türkiye’nin yeni Suriye politikasý Suriye yönetimi ile uzlaþma, önündeki gerçekleri kabul etme ve sorunun bir an önce çözülmesi için taraflara ýsrarla çaðrýda bulunmaya dayanýyor. Dolayýsýyla bu müdahale Suriye politikasýný destekler mahiyette. Suriye'nin toprak bütünlüðü, etnik temelde bölünmesinin önüne geçilmesi bu politikanýn bir parçasý. Ayrýca bu sadece DAE?’e karþý yapýlan bir müdahale deðil. Ayný zamanda PYD'nin, dolayýsýyla PKK'nýn Fýrat'ýn batýsýna geçmesinin engellenmesi anlamýnda da bir müdahale. Bu, genel politikayý, Türkiye’nin Suriye’ye yeni bakýþýný destekler mahiyette. Ayrýca dikkat ettiyseniz Suriye sadece diplomatik bir tepki ile yetindi. Hiçbir þekilde Türkiye'nin buradaki müdahalesine karþý çýkacak bir çaba içine girmedi.

Türkiye'nin en önemli hedeflerinden birinin YPG olduðunu biliyoruz. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti kurulmasýný tek baþýna engelleyebilir mi?

Akgün: Türkiye bir Kürt devleti kurulmasýný tek baþýna isterse engeller ama Biden’ýn Ankara'daki açýklamalarýndan da belli olduðu gibi kimse PYD’nin veya PKK’nýn Kuzey Suriye’de bir devlet kurmasýný istemiyor. Rusya’nýn da buna karþý olduðu anlaþýlýyor. Suriye zaten karþý. Haseke’deki çatýþmalardan bu ortaya çýktý. Ýran kendisi açýsýndan tehdit olarak görür böyle bir devletin varlýðýný ve öyle gördüðünü de beyan etti. Kýsacasý bu tek baþýna Türkiye'nin engel olmasý gereken bir sorun deðil, bence uluslararasý toplumun bu konuda birlikte hareket etmesi ve yeni Suriye kurgulanýrken bu tür hassasiyetlere dikkate etmesi gerekir diye düþünüyorum. Ve sanýyorum Türkiye'yi yönetenler de ayný þeyi düþünüyor.

Türkiye, Mýsýr'a da daha yumuþak mesajlar göndermeye baþladý. Suriye’nin ötesinde daha büyük bir resme baktýðýmýzda Türkiye bundan sonraki süreçte nasýl bir Ortadoðu politikasý izleyecek?

Akgün: Bence daha pragmatik bir Ortadoðu politikasý olacak. Zaten Ýsrail’le iliþkilerin geliþtirilmesi, normalleþme sürecinde adýmlar atýlmasý, çok yakýnda da büyükelçilerin geri gönderilecek olmasý buna iþaret ediyor. Eski doktriner bakýþ açýsýndan vazgeçmiþ bir Türkiye var þu an karþýmýzda. Mýsýr’la iliþkiler konusunda da öyle. Her ne kadar Türkiye’nin özellikle de 15 Temmuz darbe giriþiminden sonra Mýsýr’daki rejimin meþruiyetini kabul etmesi kolay deðilse de, Baþbakan Yýldýrým bu þartlar altýnda bile iliþkilerin kademeli olarak normalleþtirilebileceðini söyledi ve Mýsýr’dan da olumlu reaksiyonlar geldi. Dolayýsýyla Türkiye Mýsýr'la da iliþkilerini normalleþtireceðe benziyor. Ki normalleþtirmesi de gerekiyor.

Suriye’de yeni bir yapýlanma bekliyoruz. Öte yandan Ýran’ýn da Ortadoðu’da giderek daha güçlü bir aktör olarak öne çýktýðýna tanýk oluyoruz. Ortadoðu’nun geleceði açýsýndan baktýðýnýz zaman nasýl bir denge görüyorsunuz?

Akgün: Ýran daha güçlü bir aktör olarak öne çýkmaya baþladý ama Rusya, Ortadoðu’ya yerleþti. Eðer Rusya’nýn etkisi Suriye üzerinden bu bölgede tescil edilecek olursa, Ýran’dan fazla söz etmeye gerek kalmayacak. Çünkü doðal olarak Rusya elindeki kaynak ve imkanlarla etkileme gücüyle ve BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olmasý nedeniyle bu bölge üzerinde çok daha fazla etkili olacak. Biliyorsunuz, ABD mümkün olduðu kadar devreden çýkmaya çalýþýyor. Onun býraktýðý boþluk da Ruslar tarafýndan dolduruldu. Dini yakýnlýk nedeniyle Ýran belki hala bölge üzerinde etkili olacak ama bu etki büyük ölçüde Rusya’nýn varlýðý ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin gücüyle dengelenecek gibi görünüyor.

Türkiye bölgede Rusya ile daha yakýn bir iþbirliði içine girebilecek mi?

Akgün: Türkiye'nin geleneksel politikasýna baktýðýnýz zaman, son 200 yýllýk hatta 250 yýllýk bir politikadan bahsediyoruz, büyük devletleri birbirlerine karþý dengelemeyi tercih etmiþ olduðunu görüyoruz ve ben bu dengeleme siyasetinin devam edeceðini düþünüyorum. ABD’den beklediðini bulamayýnca Rusya’ya yaklaþacaktýr, Rusya’dan beklediklerini bulamayýnca da ABD’ye yaklaþacaktýr. Ama bu ittifak deðiþtireceði ve her þeyi yeniden kurgulayacaðý anlamýna gelmiyor. Ancak birini diðerine karþý elinden geldiðince kullanmaya çalýþacaktýr. Onlar müsaade ettiði oranda ve þartlarýn el verdiði ölçüde bunu yapmaya çalýþacaktýr. Ama ben güvenlik anlamýnda Rusya ile daha derin bir iliþki geliþtireceðini sanmýyorum. Özellikle Biden’ýn ziyareti sonrasýnda.

Ortadoðu’da ABD – Türkiye ortaklýðý hala önemli. Peki, Gülen krizi varken ve - Biden Suriye'deki Kürt birlikleri Fýrat’ýn batýsýna geçmemesi konusunda uyardý ama – ABD, Suriyeli Kürtleri desteklemeye devam ederken ABD ve Türkiye bu dönemde birlikte çalýþabilecek mi?

Akgün: Maalesef dünya siyasetinde hiçbir devlet diðerinden istediðinin yüzde yüzünü alamýyor, birbirine yüzde yüz güvenemiyor. Amerika-Türkiye iliþkileri de bu kuraldan azade deðil. Pazarlýk ve tartýþma hep olacak. Türkiye de elindeki tüm imkanlarla müttefikini etkilemeye, ondan istediklerini almaya çalýþacak. Ancak unutmayalým ki 24 Aðustos’ta Türkiye ABD yönetiminden istediði iki þeyin teyidini aldý. Gülen’in iadesi konusunda ABD yönetim olarak ellerinden geleni yapacaklarýnýn güvencesini verdi, YPG’nin Fýrat’ýn batýsýnda kalmasý halinde Türkiye ile baþ baþa kalacaklarýný söyledi. Dolayýsýyla Türkiye istediði her þeyi deðil ama çok þeyi Amerika’dan aldý. Ayrýca ABD ve Türkiye arasýnda kökenleri 1946 yýlýnda Missouri Zýhlýsý’nýn Ýstanbul’u ziyaretine dayanan köklü bir stratejik anlayýþ birliði var. Bazý konularda ayrý düþünseler de pek çok konuda vizyonlarý örtüþüyor. Kaldý ki son Suriye müdahalesi de onlarýn iþbirliðiyle gerçekleþti.

Türkiye'nin Suriye’de attýðý adýmlar AB ile iliþkilerini nasýl etkileyecek?

Akgün: Olumlu yönde etkileyecektir diye düþünüyorum. I?ÝD’le mücadele zaten herkesin mücadelesi. Ýkincisi orada güvenli bir alan yaratýlacak olursa, tabii ki yakýn zamanda Suriye sorunu çözülmez de daha büyük bir mülteci akýný gerçekleþirse, mültecilerin orada karþýlanmasý söz konusu olacak. Dolayýsýyla AB'nin üstündeki baský azalacak. Bir de AB, Türkiye’de olan biten bazý þeylerden rahatsýz olabilir ama Türkiye üstünde etkili olmak için daha farklý bir açýdan bakmasý gerekiyor gibi geliyor bana. Hep cezalandýrmaktan söz ediyor, belki biraz da cesaretlendirmeyi hedefleyen bir üslup benimseyebilir. (DW)



  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR