Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Allah`a Ismarlanmak!
19 Ocak 2013 Cumartesi 23:25
Sevgili! En Sevgili… Sonunda Sana varsın diye mi uzattın tüm o yolları? Sen`i işmar etsin diye mi yaşatıyorsun şu koca hayal kırıklıklarını? Sana uzansın diye mi, kelepçeli ellerim? Ruhum dizdar… Gönlüm dizdar… Aklım dizdar, ey kalpleri evirip çeviren Yar! Sen`i bulmam için mi tüm bunlar…
Kim bıraktı şu mecruhu el ellerine?
Kimler saldı cenahı can ellerine?
Şimdi öyle meftun kalakaldım ki
Adı bende saklı Yâr ellerine…

Eskidi takvimler eridi zaman…
Vuslat-ı kadim sahi ne zaman?
Benden daha mesrur kimler ola ki
O vefalı Dost’a erdiğim zaman…

Canımı dişime takıp da geldim…
Sevgimle azade olup da geldim…
O’ndan başka mabut bulamayınca
Boynumu usulca büküp de geldim…

Bazen öyle çok sevgi ve güven duyarız ki birilerine -ya da bir şeylere-; gözümüz başka hiçbir şey görmez olur. Gördüğümüz her şey onun bir yansımasıdır ve sevgimizle büyülenmişizdir adeta. Günlük yaşamın her lahzası ona dair tınılar fısıldarken kulağımıza; gönlümüzde derin bir alışkanlığın izleri kabarır durur… Onsuz çok zor durumda kalacağımızın sinyalleri duyulur yaşantımızda. Ve dahi düşlerimizde… Gülüşlerimizde…

Esasen o, bizim en mahrem en meçhul demlerimizin konuğudur. Hem de baş konuğu. Ve de tek…

Çok sevmiş çok güvenmişizdir, dedik ya hani. Bu gâh bir dostumuz olur, gâh aile bireylerimizden biri. Ya da ‘idolüm’ diye addettiğimiz bir fikir akımının lideri. Ve ya cansız bir varlık, bir şehir, bir makam, bir itibar vesilesi… Soy-sop, unvan misali… Bu her kim ve ya her ne olursa olsun yaşamımıza bir nevi yön verdiği, su götürmez bir gerçek.

Hele bu bir beşerse! Konumu her ne olursa olsun; bir insana kaptırdıksa gönlümüzü… Bir kimse bizim için en güvenilir, en sevgili, en vazgeçilmez olduysa… ‘Ne olursa olsun ona olan sevgim ve güvenim devam eder’ diyorsa dilimiz… İşte o zaman olası bir buhrana hazırlıklı olmak gerek, demek daha evla olacak!

Zira asla bitmez sandığımız, ‘hiçbir şeye değişmem’ dediğimiz o coşkun hisler kısacık bir zaman diliminde belki hafif bir esintiyle diner, durulur. Yerinde yeller eser… Güvendiğimiz o dağlar karlara gömülür gider. Alaşağı olur beklentilerimiz. Odağındaki tüm o kabullerle birlikte…

Yakın dönemde yakın bir arkadaşımı, halini hatırını sorma ve hasret giderme niyetiyle aradım. Hal hatır faslından hemen sonra sesi titremeye başladı ve yakın bulduğundan olsa gerek dert yandı. ‘Bunu birileriyle paylaşmazsam duramam, içimde volkanlar kaynıyor. Yanlış yerde patlamasından korkuyorum’ diye başladı söze ve devam etti…

O, uzun uzun anlattı ben de aynı sabırla dinledim. Söylediği her söz yüzümün farklı bir şekil almasına ve yer yer içerlememe neden oluyordu. Sanki o dinliyordu da ben anlatıyordum içimden geçenleri. O derece pay çıkarmıştım kendime…

Sahi, her insan mutlaka bu süreçten geçer miydi? Bu kadar mı çok birbirine benzerdi insanoğlunun yaşadıkları? Olumsuzluklardan geçmeden olumluya ulaşamayacağımıza bir işaret miydi bu? Ya da başarısızlıklardan sonra asıl ‘başarı’yı isimlendirme adına bir ön şart mı?

Uzayıp duruyordu sorular… Zihnim allak bullak olmuştu ki bir şimşek çaktı zihnimde… Sis perdesi aralandı ve yavaş yavaş berrak bir semaya bıraktı yerini… Enfüsi bir koku yayıldı içime ve soluduğum her nefes ardında derin bir rahatlama bıraktı. Rabbime hiç bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi. O’nu da bana yakın, bu denli…

***
Sevgili! En Sevgili… Sonunda Sana varsın diye mi uzattın tüm o yolları? Sen’i işmar etsin diye mi yaşatıyorsun şu koca hayal kırıklıklarını? Sana uzansın diye mi, kelepçeli ellerim? Ruhum dizdar… Gönlüm dizdar… Aklım dizdar, ey kalpleri evirip çeviren Yar! Sen’i bulmam(ız) için mi tüm bunlar…

Şu çekilmez addettiğimiz acılar, huzurunda gerçek huzuru tadabilelim diye mi? Yüzümüze kapanan kapılar, tek medetgâhın ancak ve ancak dergâhın olduğunu fark edelim diye mi? Yanaştığımız kıyıda kayıp da düşmemiz yanlış sahile vardığımızın bir nişanesi ve düşüşümüz o sonsuz şefkatinin bir tecellisi mi? Doğrulup bir daha kaymayalım, hakta sebat edelim, asli kıyamlara niyetlenelim diye mi?

***
Çok sevdiği, çok güvendiği dahası bel bağladığı bir dostu, onu yüz üstü bırakıp gitmişti. Öyle diyordu arkadaşım. Birlikte acı-tatlı geçen, mücadelelerle dolu koca 5 yılı bir çırpıda silip ‘elveda’ bile demeden, helallik istemeden çekip gitmişti hayatından. Bir ‘Allahaısmarladık’ temennisini bile çok görmüştü, sözüm ona vefasız dostu…

“Anladım ki, Allah’tan başka hiç kimsem yokmuş! O’ndan gayrı, kadim dost bulduğumu sanmakla ne de çok aldanmışım meğer…” diyordu iç çeke çeke… Öyle diyordu ve ummanlara salıyordu düşüncelerimi…

‘Vefasız’ diye, ‘hayırsız’ diye söylendiğimiz o dosta ne çok minnettarız oysa! Bir bilebilsek… Hayatımızdan ansızın çıkarak, bizi o tek ve en emin sığınağa; kimsesizlerin, yapayalnız kalmışların, biçarelerin gerçek sahibine, müminlerin dostu Rahman-ı Rahim’e bırakıp giden kim ise ve ya her ne ise ne çok iyilik etmiş oluyor bize! Bir fark edebilsek…

Terkedilişlerimiz; Allah’tan gayrı, diğer tüm mercilerle (eş, dost, akraba, makam, para vs.), Rabbimizle aramızda olanla asla kıyaslanamayacak kadar sınırlı bir bağ kurmamız gerektiği hakikatini anlamak adına ne de şefkatli birer tokat! Bir anlayabilsek…

Dil ve de kalb ile Allah’a ısmarlanmış olmasak da; o lisan-ı hâl (vefasızlık) ile gerçek bir teslimiyete itilmiş olduğumuzu anlayabilirsek, asıl vefasızın kim olduğu da açığa çıkacaktır pekâlâ…

O Emin Dost’a vefasızlık etmemek duasıyla…

ELİF YÜKSEK
 


 
Bu Yazi 2788 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (23) adet yorum eklenmiştir.
@yüksekova
24 Aralık 2013 Salı 11:13
aman siz kadınlar yazmayın tuplumun huzuru için.ne zaman kadınlar yazar çizer siyasetçi yünetici oldunuz tuplum huzur refah yüzü gürmedi.
  YORUM DEVAMI
@fidan
02 Mart 2013 Cumartesi 17:35
abla yeni yazinizz ne zaman yayinlanecak
  YORUM DEVAMI
@zeynep
22 Ocak 2013 Salı 21:12
allah razı olsun rabbim ilminizi ve kaleminizi bereketlendirsin
  YORUM DEVAMI
@bülent yüksek
22 Ocak 2013 Salı 10:13
Kallemine kuvvet çok guzel ve akıcı bir yazıyı ele almışsınız:)
  YORUM DEVAMI
@firat
21 Ocak 2013 Pazartesi 18:03
abla açikçasi yazilariniz çok farkli ama itiraf ederiyimki gerçekten güzel
  YORUM DEVAMI

» Birbirimizin İzzetini Koruyalım! 12 Aralık 2015 Cumartesi 16:30
» Hisler Yumağına Takılan Kuşum! 27 Ekim 2015 Salı 14:40
» Yırtık Ayakkabılar 05 Mayıs 2015 Salı 03:58
» Öze Güvenli Bir Yolculuk! 10 Şubat 2015 Salı 15:06
» Gönül denizimizin sahiline neler vuruyor? 14 Ocak 2015 Çarşamba 17:29
» Başörtüm! 21 Aralık 2012 Cuma 17:02
» Sevgiyi vefayla taçlandıranlar! 13 Kasım 2012 Salı 00:51
» Ayet Bakışlım! 14 Ekim 2012 Pazar 14:57
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 
SON YORUMLAR