Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Allah`ın partisinden olmak
28 Aralık 2012 Cuma 13:08
İslam zamana ve mekâna nakşedilmek üzere Allah tarafından peygamberi Hz. Muhammed sav vasıtası ile tüm insanlığa ve âlemlere indirilmiş bir dindir.


Bu din yeryüzünde ve gökyüzünde bilip bilemediğimiz, görüp görmediğimiz tüm âlemi kucaklayan ve kuşatan bir özelliğe ve güzelliğe sahiptir.

Bu dine inanlar da dinin kapsadığı tüm alanların sorumluluğunu yüklenen insanlardır. Onun için Müslüman Kur`an ifadesiyle ‘`Dağların bile kaldıramayacağı bir sorumluluk altına giren`` insandır.

Bu sorumluluğunu yerine getirebilmek için Allah`ın hudutlarını çiğnememek şartıyla hayatın içindeki tüm kuruluş ve kurumların çatısı altında görev alabilirler. Orada herhangi bir kademede çalışabilir ve inandığı çizgide hizmet edebilirler.

Hizmet illa da bir cemaat veya bir sivil toplum kuruluşu içinde yapılacaktır diye bir şart yoktur. Allah`ın davasına hizmet edilebilen her yerde Müslüman da kendi kişilik ve kimliğini (İslam dışı yollara ve hedeflere sapmamak, hizmet etmemek şartıyla) bu yolda seferber edebilir.

Hayatın her kesiminde, toplumun her katmanında inancını hayata hâkim kılmak isteyen insana ihtiyaç vardır.

Bir Müslüman kendini toplumdan soyutlayamaz. Onun layık olduğu ve olması gerektiği yer yaşadığı toplumun içidir.

Müslüman her yönüyle cemiyet adamıdır. Böyle olması inancının, imanının ve itikadının gereğidir. Çünkü onun inancı cemiyet içinde hayat bulur, eşya toplum içinde inancının rengine boyanır.

Onun hayatı dağ başına çekilmiş keşişlerin yaşantısına benzemez, O insandır, vahyin pınarından yüklendiği saf ve berrak ilahi mesajı diğer insanlara ulaştırmak ve onu hayatın vazgeçilmez bir parçası yapmak için özellikle insanların içinde yaşamak zorundadır.

Eğer bunu bir parti, cemiyet, cemaat, toplum vs. çatısı altında yapabiliyor veya yapacağını umuyorsa o kişinin orada yer alması onun için bir görev ve sorumluluktur.

Müslüman rant paylaşmak, makam, mevki, şan ve şöhret sahibi olmak, ihale kapmak, hak etmediği şeyleri hortumlamak için bir hareket içinde olmak istiyorsa hangi grup olursa olsun o topluluk onu cehenneme götüren bir araçtır. Hak ve hakikatin dışında bir yolda bulunmak her insan için kendi cehennemine odun taşımakla eş anlamlıdır.

Her şeyde olduğu gibi burada niyet önemlidir. İnsanın aynası verdiği ve söylediği sözler değil, yaptığı işlerdir. Asıl olan söz değil, özdür.

İnanmış bir Müslüman hangi partinin çatısı altında olursa olsun onun gerçek partisi (Hizbullah`tır) Allah`ın partisidir, Allah`ın taraftarı olmaktır.

Partiler, cemaatler Müslümanlar için bir hizmet aracıdır. Amaçlarımıza hizmet ettiği sürece o parti ve cemaatin Müslümanın yanında bir değeri vardır. Bu işlevi görmeyen topluluklar birer hizip olmaktan öte hiçbir değeri yoktur.

Partiler gelir gider, iktidarlar da gelir gider. Makamlar, mevkiler, mal mülk, şan şöhret hepsi gelir gider.  Ama Müslümanın mücadelesi kalıcı, davası ise ölümsüzdür onun son nefesine kadar devam eder.

Müslüman baki olan bu gök kubbede hoş bir seda bırakmak istiyorsa, öbür dünyası için ölümsüz yatırımlar yapmak istiyorsa nerede, nasıl ve hangi mevkide olursa olsun kul olduğunu, hangi şartlarda olursa olsun Rabbine karşı sorumluluklarını yerine getirmek zorunda olduğunu unutmamalıdır.

Allah`ın partisinden olmak, Allah`a ve Onun hukukuna bağlı Müslümanların yanında olmak, onlarla birlikte yürümek, mücadele etmek demektir. Allah`ın partisinden olmak demek hakkını vererek Allaha kulluk etmek, ömrümüzü kulluk yolunda geçirmek demektir.

Bunun için her Müslüman Allah`ın partisinden olmak zorundadır.

Arif Altunbaş - Haber 7
Bu Yazi 6890 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 
SON YORUMLAR