Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Ayet Bakışlım!
14 Ekim 2012 Pazar 14:57
Uzak diyarlara gönderiyorum selâmımı… İçli, hüzün kokan bir ses yankılanıyor kulaklarımda. Sesin heybeti öyle hızlandırıyor ki kalbimin nihâyetsiz atışlarını, nefesim daralıyor… Kalbimde bin bir sızı!... Titriyorum…


Uzak diyarlara gönderiyorum selâmımı… Öyle uzak diyarlar ki; adı duyulmuş ancak mahiyeti hakkıyla bilinmeyen… Kuşlarla salıyorum kalbî duygularımı, ötüşü yanık. Adım adım ilerliyorum hayâl dünyamın tozlu yollarında o efsunlu menzile. Hicranlı yüreğimi de katarak önüme yürüyorum meçhule...

Bu muamma hâli incitiyor beni, hayatın. Hep varlığa ‘varlık’ı veren ‘öz’ü aradım. Belki doğru, belki yanlış yerlerde! Kalbim yol gösterdi adımlarıma. Çoğu kez ruhum da… Ve aklım da katıldı bu kervana rota çiziminde. Yine de bir şeyler hep yarım kaldı… Ve bir yanım hep eksikliğini yaşadı kaptanın…

Uzak diyarlara gönderiyorum selâmımı… İçli, hüzün kokan bir ses yankılanıyor kulaklarımda. Sesin heybeti öyle hızlandırıyor ki kalbimin nihâyetsiz atışlarını, nefesim daralıyor… Kalbimde bin bir sızı!... Titriyorum…

Gönlüm vurgun yemiş hâller yaşatıyor benliğime. Sevdiğim, en sevdiğim alıyor selâmımı… Bir kez daha gönderiyorum selâmımı… Daha bir ürkek daha bir iştiyakla…

Es selâmu aleyke Yâ Resûllallah!…

Tekrar tekrar yankılanıyor benliğimi yakan sesin heybeti…

Es selâmu aleyke Yâ Habîballah!…

Gönlüm bir dert yumağı … Vermek istiyorum ipin ucunu ellerine… Sen, ilmek ilmek çözerken yüreğimin kördüğümlerini; gül kokunu çekip bağrıma mest etmek yokluğunda donuklaşan beni… Bir nehir misali gözlerimi akıtmak istiyorum ayaklarının ucuna, damla damla… Sen gülistandan derdiğin güllerden demetler sunarken bahara hasret gönlüme; Sen’den ve en Sevdiğinden gayrı her ne varsa içimde pullamak uzak diyarlara…

Kalabalıklar içinde yapayalnız yorgun bedenim… Bırakıvermek istiyorum şefkatli bağrına… Duyurmak sesimi yüreğinin surlarına… Bakmak istiyorum zeytin karası gözlerinin derinliklerine… Gözlerine akıtmak gözlerimin karasını… Görmemek adına varlığımı…

Paylaşmak istiyorum Seninle Sen’i… Varlığınla; yokluğunu… Hayalinle dostluk kurup ölümü sunmak bir an da olsa… Bak öldüm, ölüyorum… Ölüyor muyum? Sormak… Ve paylaşmak doyasıya…

İnletmek istiyorum kalbinin surlarını… Seninle konuşmak adına girmek dünyana… Belki de dünyana girmek adına konuşmak Seninle… Her iki durumda da yüreğimin tadabileceği lezzeti başka ne tattırabilir ki?

Zaman geçiyor… Hasret tülleniyor yamaçlarında hayatın… Uzayıp giden kasvet gecelerinde kopuyor çığlıklarım… Sesimin ahengi ürkütüyor yüreğimin dehlizlerini… Korku salıyor bedenime varlığımın sesi…

Hüzün akıyor yüreğimden… Ben yüreğimin dehlizlerinde mânâları diziyorum anlamaya çalıştığım yaşam teline… Duygularımın her biri öyle yakıyor ki ellerimi; koca bir deryada damla olabilseydim acısı dinerdi belki…

Sende kaybolma yolundayım ben… Yok olmak var oluşunla…

Bazen bütün varlığımın titrediğini ve hiçbir şey hissedemediğimi hissediyorum… Hislerime katıyorum bazen de yokluğunun hissini! Varlığının hissi gibi yakıyor oda…

Sabahına erip yollarına gül serip de ağlasam

Geçtiğin sokaklar da bir garip divane olsam.

Ey gül kokulu yâr! Seni andım asırlar sonra bugün. Seni andım ve anılmaya değer her ne varsa insanlık adına; Sende buldum… Sende duydum; mazlumun saçının teline değen şefkatli ellerin sıcaklığını… Sende gördüm; annesinin bağrına sığınmış küçük kızın; kapkara gözlerinde taşıdığı o aydınlığı. Ve etrafa cömertçe “ben de insanım” dercesine yaydığı nurun kaynağını…

Sende buldum yüzünü Rahmân’a çevirmişlerin gönül huzurunu… Yolunu kaybetmişlerin; kimsesiz bîçare kalmışların umutlarının asla tükenmeyişinin sebebini… Sende buldum; zâlimin zulmüne inat sevgi kanatlı kuşu göklere uçurmanın ruha tattırdığı hazzı… Sende buldum yürekten yakarışın ukbaya uzanan akislerini… Ve kabulünü içten, riyasız duanın…

Senle buldum ben ey gül kokulu yâr! Hiçken; ‘yok’luktan çıkarılıp var edilişimin sırrını… Senle buldum yüreğimin derinliklerinde korumaya çalıştığım îmânı… Cennet sahiline ancak sevgi teknesiyle ulaşabileceğini ve sevgisiz îmân olamayacağı gerçeğini…

Ey âyet bakışlım! Usulca süzülsen gönlüme asırlar sonra yine… Kalbimin kapılarını aralasan ardına değin… Sarsan beni kopkoyu bir eda ile… Girsen yaşantıma da güller derilse yine bir aşk mevsiminde… Girsen hayatıma bir daha, bir daha; hiç kaybolmamacasına… Pas tutmuş zincirleri kırılsa gönlümün, dudaklarından dökülen inci taneleriyle…

Usulca süzülse gözyaşların yanaklarımdan şah damarıma değin… Sarsan beni çepeçevre… Kalbimin kapılarını zorlasan… Kırsan; set olmadan yer edinsen benliğimde; uğruna canlar feda hakikatinle…

Usulca dökülse fısıldadıkların dilimden… Bir nağme olup dillendirsem ‘tevhid’ gerçeğini yine Seninle! Kapkaranlık Mekke’ye doğan ‘nûr’un misali asırlar sonra bugün bir kez daha aydınlatsa cemâlin kapkara yüzlerimizi… Ve bir daha sönse, şirkin; bedenden alevleri…

Uzak diyarlara gönderiyorum selâmımı yine…

Ufacık bir pencerem olsun diye kâinatın sırrı’na açılan…

Es selâmu aleyke Ya Emin-el Vahyillah…

ELİF YÜKSEK / YÜKSEKOVA AJANS
 
Bu Yazi 1616 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
» Birbirimizin İzzetini Koruyalım! 12 Aralık 2015 Cumartesi 16:30
» Hisler Yumağına Takılan Kuşum! 27 Ekim 2015 Salı 14:40
» Yırtık Ayakkabılar 05 Mayıs 2015 Salı 03:58
» Öze Güvenli Bir Yolculuk! 10 Şubat 2015 Salı 15:06
» Gönül denizimizin sahiline neler vuruyor? 14 Ocak 2015 Çarşamba 17:29
» Allah'a Ismarlanmak! 19 Ocak 2013 Cumartesi 23:25
» Başörtüm! 21 Aralık 2012 Cuma 17:02
» Sevgiyi vefayla taçlandıranlar! 13 Kasım 2012 Salı 00:51
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
SON YORUMLAR