Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Cizre’de yaşananlara dair...
01 Ocak 2015 Perşembe 17:31
Meselenin çözüme kavuşması adına bundan sonraki süreçte Devlet ve pkk başta olmak üzere tüm kesimlere düşen vazife nedir? Sorunların çözümü için nasıl bir yöntem ve yol izlenmeli?
6-7 Ekim’de, Kurban bayramının idrak edildiği mukaddes bir zaman diliminde, Kobani bahanesi ile Müslüman halkımıza ve İslam’ın kutsallarına saldıran gözü dönmüş Pkk ve Hdp’li haydutlar vahşette sınır tanımadıklarını bir kez daha ortaya koymuş ve fakir fukaraya yardım dağıtan gençleri hunharca katletmişti.

Belki de hafızalardan asla silinmeyecek o vahşet tablosu orta yerde dururken, varlığı kan dökmeye endeksli kirli ve zehirli bir ideolojinin insanlıktan çıkardığı zihniyet 27 Aralık gecesi Şırnak’ın Cizre ilçesinde kanlı yüzünü bir kez daha gösterdi.

Cizre`nin Nur mahallesine inen yüzlerce Pkk’lı, gece saat 03.00`te trafoları devre dışı bırakıp elektrikleri kestikten sonra uzun namlulu silahlarla müslümanların evlerini taradı.

Dağdan inen çeteler önceden belirlenmiş hedeflere onlarca noktadan aç kurtlar gibi saldırdılar.Yaylım ateşi altındaki aileler, o andan itibaren kolluk güçlerini defalarca aradı. Ancak kimse oralı bile olmadı... Saldırlar başladıktan 8 saat sonra Şırnak Valisi olaydan yeni haberdar olduğunu açıkladı. İlçe’deki kolluk güçleri yaklaşık 10 saat sonra olaylara müdahale etmeye başladı. Ancak iş işten geçmiş, 66 yaşındaki Hüda Par gönüllüsü Abdullah DENİZ güpe gündüz katledilmişti.

Katliam girişimine sahne olan Cizre’den gelen bazı bilgiler adeta kan dondurdu. İşte sadece iki örnek...

-Polisi arayarak evlerinin saldırı altında olduğunu belirten bir kişi, halkın güvenliğini sağlamak ve asayişi temin etmekle görevli polislerden şu cevabı almıştı. “Mahalleye giremeyiz size evlerinizden çıkmamanızı tavsiye ediyoruz.”

-Gece yarısı dindar ailelere ait evleri tarayan Pkk`lılar, içeride kadın ve çocukların bulunduğu bir evi ateşe verdi. Evde yangın devam ederken, banyoya sığınan hamile bir bayan ve 2 çocuğu saatler sonra eşi ve arkadaşları tarafından evin duvarı dışarıdan delinerek kurtarılabildi.

...

Cizre’den medyaya yansıyanlar aslında durumun vahametini gözler önüne seriyordu. Sözde çözüm sürecinin sağladığı imkanları sonuna kadar kullanan ve kendinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımayan malum kesim aslında saldırıların zeminini çoktan hazırlamış sadece bir işaret fişeği bekliyordu... Nur mahallesinin etrafında hendekler kazılmış, pusular kurulmuş, dindarlar ablukaya alınmıştı... Hedefte Müslümanlar ve onların şahsında aziz İslam dini vardı.

Yer değişiyor, sahne değişiyor ama oyun aynı, oyuncular aynı...Ha bir de hazır da bekleyen sihirli sözcükler ...Tutmazsa eğer oyun hemen dillendirilir “provokasyon”...

Evet... Provokasyon... Saldıranların ve görmezden gelenlerin imdadına yetişen sihirli kelime..

Hafızalar tazelenirse ortada provokasyon olup olmadığı kendiliğinden ortaya çıkacak çıkmasına da biz yine de soralım “gerçekten provokasyon var mıydı? ” Varsa kim bu provokatörler?

Belli ki oyun kuranlar hedef saptırmak için başka söylemler de hazırlamış...Son dönemlerin moda günah keçisi...Paralel Yapı...Hemen belirtelim ki; paralel yapı ya da yapılar varlığı kuşku götürmez gerçekler ... Ama Cizre’de sahne açık...yüzler tanıdık...tabi ki feraset ve basiret sahipleri için...

...

Cizre saldırları birçok soruyu da beraberinde getirdi.

İşte cevap bekleyen sorulardan bazıları...

Mülüman kürt halkına ve onların meşru temsilcilerine saldırmak için sürekli bahaneler üreten Pkk çeteleri neyin peşinde?

Saldırları teşvik eden, ısrarla arkasında duran Pkk ve türevlerinin tavrı nasıl okunmalı?

Son dönemlerde bölgede artan gerilimin perde arkasında neler var? ABD ve İsrail bölgedeki gelişmelerin neresinde?

Her olaydan sonra gerek pkk gerek se de devlet yetkilileri bu bir provokasyondur şeklinde açıklama yapıyor? Peki, gerçekten bu bir provokasyon mu? Kim bu provokatörler?

Hükümetin çözüm sürecinin muhataplarını genişletmesi-çoğaltması Pkk’yı rahatsız mı ediyor?

6-7 ekim olayları ve son cizre saldırıları beraber düşünüldüğünde Pkk Kürtlere nasıl bir gelecek vaad ediyor?

Cizre’de hendekler kazılırken, evler yakılırken, insanlar katledilirken kolluk güçleri neredeydi?. Sorusu çokça öne çıkıyor. Burada danışıklı bir dövüş mü var? Bilinçli olarak mı görmezden geliniyor olanlar? Gerekli tedbirleri almamakla suçlanan devletin tavrı nasıl okunmalı?

Hükümet çözüm süreci zarar görmesin diye mi se ses çıkarmıyor? Saldırılar devam ederken çözüm konuşulabilir mi? Kamu düzeni neden tesis edilemiyor?

Bölge bir çatışma ortamına mı sürüklenmek isteniyor? Bir Hizbullah-Pkk çatışması mı hedefleniyor?

Hür Dava Partisi ve özellikle saldırılara hedef olan İslami camia çok soğukkanlı ve mutedil
bir çizgide durdu. Bu durum nasıl okunmalı?
Ve son olarak,

Saldırılar ve yaşanan vahşet neyi çözüyor?

Bu süreçte yaşananlar kime ve neye hizmet etti. Kim bunlardan istifade etti…Kürt halkı bundan nasıl bir kazanım elde etti?

Meselenin çözüme kavuşması adına bundan sonraki süreçte Devlet ve pkk başta olmak üzere tüm kesimlere düşen vazife nedir? Sorunların çözümü için nasıl bir yöntem ve yol izlenmeli?

...
Eğer bu sorular hakkaniyet ölçüsünde cevap bulursa işte o zaman çözümü konuşabiliriz...Vesselam.

Yunus Emiroğlu
twitter.com/emirogluyunus
 


 
Bu Yazi 6481 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
@hiwidar
01 Ocak 2015 Perşembe 21:55
Abican yorma tatlı canını vallahi bu melun örgün sözden anlamaz
  YORUM DEVAMI
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
SON YORUMLAR