`Gladyocular Kardeþtir, Ayýrým Yapan Kalleþtir`
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
`Gladyocular Kardeþtir, Ayýrým Yapan Kalleþtir`
04 Mart 2013 Pazartesi 21:48
Sinop??la baþlayýp Samsun??la noktalanan BDP heyetinin Karadeniz turu, bildiðiniz gibi linç giriþimiyle kesintiye uðrayarak noktalandý. Linç giriþimi karþýsýnda da yine her zamanki gibi kamuoyu iki farklý noktaya vurgu yaptý. Kimisi, ??beðenmeyebilirsin, ama farklýlýklara tahammül etmeyi bileceksin? diyerek linççi gruhu mahkum etti.


Sinop’la baþlayýp Samsun’la noktalanan BDP heyetinin Karadeniz turu, bildiðiniz gibi linç giriþimiyle kesintiye uðrayarak noktalandý.

Linç giriþimi karþýsýnda da yine her zamanki gibi kamuoyu iki farklý noktaya vurgu yaptý.

Kimisi, “beðenmeyebilirsin, ama farklýlýklara tahammül etmeyi bileceksin” diyerek linççi gruhu mahkum etti.

Kimisi ise, “sürecin kritikliðine” vurgu yaparak bu süreçte sosyal dokusu ve siyasal anlayýþý belli olan, üstelik BDP’nin seçmen kitlesinin neredeyse hiç bulunmadýðý bir bölgede “Barýþ turuna” çýkmasý provokasyondur, demeye getirdi.

Evet, Karadeniz bölgesi, daha önce de yaþanan deneyimlerle göstermiþtir ki, lince amade gruplarýn serseri mayýn gibi kontrolsüz hareket ettiði bir alan olma özelliðini taþýmaktadýr. Üstelik BDP veya diðer sol ortaklarýnýn istatistiklerde kaale bile alýnmayacak bir oy potansiyelinin olduðu bir yerdir. “Ýmralý süreci” ile motorize edilen gruplarýn mesai yapmaya hazýr olduðu bir bölgede “BDP’lilerin ne iþi vardý” diyenler, bu bakýmdan pek de haksýz gibi görünmemektedirler.

Lakin hiç oy potansiyelleri olmasa da herhangi bir partinin, hatta herhangi bir vatandaþýn istediði zamanda istediði yerde gezme hakký vardýr ve devlet, olasý tehditlere karþý bu hakký garanti altýna alma yükümlülüðünü taþýmaktadýr.

Bu bakýmdan son örneði Karadeniz’de yaþanan linç giriþiminin her ne sebeple olursa olsun savunulacak bir tarafý bulunmamaktadýr.

Gelelim gezinin amacýna;

Gezi için “barýþ turu” dendi. Halký “barýþ sürecine” ikna çabasýna indirgendi.

Ýsterseniz burada durup dikkatinizi önemli bir noktaya çevirelim.

Sinop-Samsun olaylarý öncesinde Odatv’de, Musa Aðacýk’ýn Ýstanbul baðýmsýz milletvekili Levent Tüzel’le yaptýðý ‘ayaküstü’ sohbetinin dökümleri yer almýþtý. Türk-sol çevrelerinin ve Levent Tüzel’in “yeni sürece” iliþkin düþünsel yapýsýný ortaya koymasý açýsýndan bu sohbet çok þey ifade etmekteydi. Ýsterseniz sohbetin bazý bölümlerine göz atalým:

-Sayýn Tüzel, siz ve Ertuðrul Kürkçü BDP’nin içinde yer alan sosyalistler olarak, BDP eþ Baþkaný Selahattin Demirtaþ’ýn “Bize en yakýn parti AKP’dir” sözlerine ne diyorsunuz? Neden “en yakýnýyýz” dedi?

Demirtaþ, anayasa deðiþikliði için Erdoðan’ýn diktatörlüðü anlamýna gelen “Temyiz Mahkemesi”nin kurulmasý ve Kürtlere ufak bir taviz karþýlýðýnda, o sözleri söyledi. Musa, ben BDP içinde yer almýyorum. Ama Ertuðrul, BDP’nin içinde yer almýþtýr. Ben hâlâ baðýmsýzlýðýmý koruyorum. Son Ýmralý süreciyle ilgili zaten kendi aralarýnda da tartýþýyorlar.



-Evet, Yargýtay ve Danýþtay’ýn kaldýrýlarak Erdoðan’ýn diktatörlüðüne giden süreci simgeleyen anayasa deðiþikliði ve kamuda türbanýn kullanýmýyla ilgili…

?imdi AKP ile örtüþtükleri benzer þeyler olabilir. Ama bu Ýmralý süreciyle ilgili de mazeret çýkartan, görüþmeyi yokuþa süren bir algý içinde olmayalým gibi bir “baskýlanmalarý var” anladýðým kadarýyla.



-Peki ya Erdoðan, Kürt sorununun çözümü için BDP’ye, baþkanlýðýna destek þartý koyarsa?

Anladým. ?imdi Baþkan Demirtaþ’tan sözlerinin anlaþýlmasý için bir düzeltme istenebilir. Gerçekten Selahattin Baþkan’ýn bu þekilde düþündüðünü zannetmem. Ama sonuç olarak bunlar siyaset yapýyorlar ve Kürt sorunu konusunda kendi uzlaþma þeylerini öne sürebilirler, bizden baðýmsýz olarak.”

Bu mini sohbetten çýkacak ilk ve belki de tek sonuç, Levent Tüzel ve belli ki ayný kulvarda ortak düþünceyi paylaþanlarýn “Yeni Ýmralý süreci”nde yaþanan iliþkilerden endiþeye kapýldýklarýdýr.

O halde þu soru kendiliðinden ortaya çýkmaz mý? “Barýþ”a ve “uzlaþmaya” dair söylemlere kuþku ile bakan birisi, nasýl ta Karadeniz’e kadar gidip kendi deyimleriyle “Gladyo”nun diri olduðu bir alanda halký “barýþa” inandýracak?

Veya bu bölgede tabaný güçlü partilerin bu tür “ikna” gezileri tertipleyerek halký sürece ikna etmeleri gereði ortadayken bu görev neden bunlara tevdi edildi? Linç edilerek yeni bir “Paris sendromunun” yaþanmasý için miydi?

Tabi kontrolsüz gruplarýn giriþiminin örgütlü bir arka planýnýn olduðu muhakkaktýr. Hiç kimse kalkýp, bu tür provokatif giriþimleri “yerel unsurlarýn inisiyatif kullanarak” gerçekleþtirdikleri plansýz eylemler olduðunu iddia edemez. Linç giriþimlerine muhatap olanlar ise bu tür giriþimleri tereddütsüz “Gladyo” eylemleri olarak adlandýrdýlar.

Bu neye benziyor biliyor musunuz? Sürece þiddetle karþý çýkan MHP’den bir grubun “tersinden ikna” faaliyetleri için kalkýp Hakkari-Yüksekova hattýnda bir dizi konferans tertiplemesine benzemesiydi. Acaba böyle bir durum yaþansaydý, MHP’lilere karþý yapýlacak benzer uygulamalar hangi “Gladyo”nun faaliyetlerinden sayýlacaktý?

BDP ve yoldaþ Türk-sol çevrelerinin kendilerine karþý yapýlan bu tür giriþimlere gösterdikleri ilk tepki, “Gladyo” veya “Kontra” tertiplemesi olmaktadýr. “Türk faþizminin” geldiði tehlikeli boyutlara vurgu yapýlmaktadýr. Haklýlýk paylarý da yok deðildir. Ancak bu durumda kendilerini güçlü hissettikleri yerlerde tersinden iþletilen “Gladyo” veya “Kontra” faaliyetlerinin boyutlarýnýn “Özgürlük bilincine” indirgenmesi ve bunun da farklý yerlerde lincin zirve yapmasýna yol açmasýný nasýl isimlendirmek gerekecek?

Mesela Yüksekova’da Mustazaf-Der þubesini “Madýmak”a çevirme eylemleri, Gladyo’nun neresine düþer? Yine katlettikleri derneðin baþkan yardýmcýsýnýn cenaze törenini bile provoke ederek baþarýsýz linç faaliyetlerine yönelmeleri, “Türk Gladyosu”nun bile baþvurmadýðý bir yöntem iken, söz konusu kendileri olunca “Galdyo”yu ekmek kapýsý olarak bellemeleri ne anlama gelmektedir?

Eðer bu tür giriþimleri “Gladyo” olarak adlandýracaksak, ki bizim için hava hoþ, adlandýralým, Yüksekova Gladyosu’nun Karadeniz Gladyosundan geri kalan bir tarafý var mýydý?

Karadeniz Gladyosu’nun lincini savunan Gladyocularýn gerekçeleri, hatýrlayýn, Yüksekova Gladyosunu savunan Kürt Gladyocularýn gerekçelerinden çok mu farklýydý?

?u olaya da dikkatinizi çekmek isterim.

‘Karadeniz Gladyosu’nun eylemine sözde tepki olarak Mersin’in Akdeniz ilçesinde eyleme yönelen Kürt Gladyosu, dindarlýðýyla bilinen bir esnafýn iþyerine bomba atarken bir de bir pankart býrakmýþ:

“Sinop ve Samsun’daki ýrkçý saldýrýlarý kýnýyoruz” diye.

Ne alaka? Demeyin! Karadeniz Gladyosundan güç, destek ve ilham alan Kürt Gladyosunun Türk Gladyosuyla ittifak kurarak “sýcak denizlere” inme çabasý olarak da bunu yorumlayabilirsiniz.

Evet! Gladyo çalýþýyor. Hem de konsorsiyum halinde ve son hýzla!
Bu Yazi 1783 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
@Geverî
05 Mart 2013 Salı 07:59
?ok Doðru Güzel Bir Analiz...

Benim Anlamadýðým ?ey ?u?

Sinop ve Samsunda ki olaylar Yüzünden Niye Mütedeyyin Ýnsanlar Hedef Alýnýyor...
  YORUM DEVAMI


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR