Gönül denizimizin sahiline neler vuruyor?
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Gönül denizimizin sahiline neler vuruyor?
14 Ocak 2015 Çarşamba 17:29
Kafasýnda bir uðultu hissediyordu. Yorgunluktan mý yoksa dalgýnlýktan mý olduðunu kestiremediði bir sýzý dolanýyordu alnýnda. Gözlerini kapatma ve bir süre öylece bekleme ihtiyacý duydu. Sað elinin parmaklarýný gezdirdi alnýnda. Bastýrdý sonra olanca kuvvetiyle... Aðrýsý geçer diye ummuþtu. Lakin tam aksine þiddetini arttýrýyordu, kaynaðýný anlayamadýðý o derin sýzý?
Kafasýnda bir uðultu hissediyordu. Yorgunluktan mý yoksa dalgýnlýktan mý olduðunu kestiremediði bir sýzý dolanýyordu alnýnda. Gözlerini kapatma ve bir süre öylece bekleme ihtiyacý duydu. Sað elinin parmaklarýný gezdirdi alnýnda. Bastýrdý sonra olanca kuvvetiyle... Aðrýsý geçer diye ummuþtu. Lakin tam aksine þiddetini arttýrýyordu, kaynaðýný anlayamadýðý o derin sýzý…

Canýný sýkan bir takým sözler duymuþtu gün içinde. Aslýnda sýklýkla duyduðu þeylerdi… Kendisi hakkýnda ‘Çok suskun biri… Sanki iki kelam etse incileri dökülecek… Biraz soðuk mu ne… Anlaþýlan aðýr takýlmayý seviyor…’ türünden yorumlar yapýlmasýna sýklýkla þahit oluyordu. Bazen kafaya takýlýyor; aslýnda sanýldýðý gibi bunun bilerek yaptýðý bir þey olmadýðýný, mizacýnýn buna müsait olduðunu açýklama gereði duyuyordu. Bazense sükûtunun ‘hayrý dillendirmeyeceksem susmam evladýr’ cihetinde oluþunun verdiði huzur ile hüzünle karýþýk bir gülümsemeyle karþýlýk veriyordu iletenlere…

Ne var ki bu kez epey etkisinde kalmýþtý, hakkýnda söylenenlerin. Zira kendisini yakýndan tanýdýðý için böylesi yakýþtýrmalarda bulunurken daha insaflý davranmasý gerektiðine inanýyordu. Öyle ya “sükût; ya mizaçtan ya kibirden ya da takvadandý.” Duyduklarýyla beraber kendi izlenimlerini de kendisine ileten arkadaþý, bunu kibirden ya da ilgisizlikten yaptýðýný mý düþünmüþtü, acaba? Zira öylesi bir sitemle dokunmuþtu dimaðýna…

Baþýnýn aðrýsý da muhtemelen bundandý. Öylesine derin bir analiz içindeydi ki; sýzlayan alnýnýn esasen ona ‘biraz gevþe’ diye komutlar gönderdiðini anlayamýyordu genç kadýn…

“Sahi” diyordu muhatap aldýðý benliðine… “Bu denli göze batacak ve her fýrsatta dillendirilecek kadar yersiz ve gereksiz mi sükûtum?”

Oysa yerinde ve zamanýnda kuþanýlan sükût kýlýcý; en baþta kiþinin benliðinde boy almaya çalýþan kibir dalýný keser. Onun ile gelen esenlik, aklýný baþýna almaya; daha derin, daha doðru ve daha isabetli düþünmeye dönüþür. Haliyle kiþi kendini denetler ve frenlerken ayný zamanda her bir sözü, tam gediðine oturan taþ misali aðýr, yerinde ve yapýcý olur…

“Hem neden hep kendine kýyasla yargýlar ki bir insan? Ýnsanlarýn tekdüze olmalarýný gerektiren bir kanun var da ben mi gafilim bundan…”

Öyle ya, ne acý bir tabloydu karþýlaþtýðý. Kendisi adýna bir rahmete dönüþüyordu, amenna. Zira bir iç muhasebenin tam da ortasýnda bulmuþtu kendisini. Sükûtunun kaynaðýný irdeliyor; kibrin, kendini beðenmiþliðin bir zerresi dahi varsa kovmaya çalýþýyordu. Mizacýnýn bundaki rolü epey büyüktü, anlamýþtý bunu… Diðer yandan iþi takva boyutuna getirmeye, bundan kendine büyük bir pay edinmeye çalýþýyordu. Öyle ya Allah için olmadýktan sonra sükût bile þeytani bir amele dönüþmüyor muydu?

Yine de acýyordu genç kadýn! Kendisi hakkýnda kardeþlerinin düþtüðü yanýlgý, onu derinden sarsmýþ ve üzmüþtü… Ebu Ali b. Katib misali; “Allah korkusu bir kalbe yerleþirse; o kimsenin dili ancak lüzumlu olan þeyleri söyler” diye haykýrmak istiyordu. Ve sevgili Peygamberinin inci misali sözünü saçabildiði kadar saçmak…

“Susan kurtuldu/kurtulur!”

Sözün gümüþ kýymeti taþýdýðý yerde sükûtun altýn deðerinde olduðunu fehm ettirecek o kadar çok olay yaþamýþtý ki! On düþünüp bir söyleme erdemini kuþanamamanýn ne derece vahim bir durum olduðunu bu sayede öðrenmiþti üstelik… Yine de bu son durum, üzerinde derin bir etki býrakmýþtý genç kadýnýn. Hem hanýmlar meclisinde susan kadýn pek azdý. Susanlarýn çoðunluðu ise kendinde konuþma, kendini ifade etme yetisi bulmayanlardý. Buna mukabil aklýndan geçenleri fasih bir dille ifade edebileceði halde; susmanýn konuþmaktan daha evla olduðu kanaatiyle, bir köþede usulca dinleyen ve özü söze tercih eden bir hanýmefendi, Ýslam’ýn öngördüðü ve teþvik ettiði bir modeldi…

Dahasý konuþabilecek bir konumdayken susmasýný –becere-bilen bir kimse, asýl konuþulmasý gereken anda söz aldýðýnda; ciddi manada tesir edebildiði gibi konuþmasýna belli bir kýymet de biçilecektir, dinleyicilerce… Her meseleye cevap veren, her gördüðünden bahseden ve her bildiðini anlatan bir kimse gördüðümüzde, bu haliyle onun cahil olduðunu anlamamýz icap ettiðini belirten Ýbn Ataullah Ýskenderî ne de güzel tespit etmiþti oysa.

Esasen düþündükçe sükûtu sevdiðini anlýyordu. Sükût libasýný diline, gönlüne ve ruhuna ayýplarýný örtsün diye iradî giydirdiðine hükmediyordu. Hz. Ali’nin “Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten hayýrlýdýr” izahatýndan pay çýkarmýþtý diline… Bu sayede nefsi ‘hadi konuþ, tam zamaný’ diye diretse de; tüm melekeleri ‘susan kurtuldu’ hatýrlatmasýnda bulunuyordu benliðine. Ve tarifi imkânsýz bir huzur duyuyordu sükûta her büründüðünde. Ancak farklý bir pencere açýlýyordu zihin anaforunda. Yepyeni bir pencere…

“Peki” diyordu. “Ya bu halden ötürü hesaba çekilirsem… Sükût limanýna sýðýnmakla kolaycýlýðý seçtirdiyse bana nefsim; o zaman ben ruz-i mahþerde ne ederim!”

Bir yandan sükûttan vazgeçmeme eðilimleri bir yandan da asil bir davetçi olma isteði öte yandan ise hesabýný veremeyeceði boþ konuþmalar yapma korkusuyla; çýkmaya çalýþýyordu girdiði anafordan… Tam da bu aþamada serin bir meltem estirmiþti zihnine, kýymetli bir hocasýnýn hatýrlattýðý sözler:

“Gönül tenceredir ve dil kepçe… Tencerede ne varsa, onu çýkarýr kepçe! Gönül denizdir, dil ise sahil… Deniz dalgalanýnca, içinde ne varsa onu atar sahile!”

?imdi, sicim sicim netleþmekteydi tahlili! Öyle ya bir kepçe ancak içine daldýrýldýðý tencerenin muhtevasýný taþýr kâselere… Ondan tadacak neferler ise lezzeti ölçüsünde ve muhtevasý derecesinde pay alacaklardý.

“?u halde asýl mühim olan” dedi olanca gayretiyle… “Muhatabým gerçekten acýktýðýnda kullanmalýyým kepçemi. Hem tenceredeki yemek piþmiþ mi yoksa henüz ham mý bilmeden sunmak, hangi aklýn kârý ki! Ya da piþmiþ de olsa ve gayet de lezzetli; soðuk bir servisin tadý damakta ne derece kalýr ki?”

Evet, asýl mühim olan; gönül tenceresine hastalara þifa olacak zenginlikte aþlar katmaktý. Gönlünü her türlü pis, faydasýz ve boþ þeylerden arýndýran kiþi; içindekileri, diline doðru yer ve zamanda vurduðunda gönüller fethedebilecekti. Böyle birinin susmasý da konuþmasý da hayra dönüþürdü muhakkak…

“Ey gönül, söyle!” diyordu.

“Derya mýsýn, göl müsün yoksa bataklýk mý?

Bir bataklýk isen Allah seni kurutsun. Bir göl isen söyle ebedi düþlere nasýl dalar; cenneti nasýl arzularsýn? Yýk bendini! Hayýr üzere geniþle de sýnýrlý kalmayasýn…

Bir deniz isen –ki umudum da bu- zamansýz kabarmalardan bundan böyle muafsýn! Derya oluþunu ispat etme telaþýyla olur olmaz yerde sakýn ola dalgalanmayasýn. Dalgalandýðýnda ise sahiline –dilime- inci mercandan baþka aman vurmasýn! Bunun için de seni onlarla besleyeceðim. Ýþte sana bir inci;

Allah’a ve ahiret gününe iman eden; ya hayýr söylesin ya da sussun! (Buhari)

Elif Yüksek
 
(Bu makalede yer alan görüþler yazara aittir ve Yüksekova Ajans’ýn yayýn politikasýný yansýtmayabilir.)
 
Bu Yazi 1959 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (11) adet yorum eklenmiştir.
@Ali
16 Ocak 2015 Cuma 00:07
buzuk dözenin çakalarý dururken " hayýr" konuþamýyoruz malesef
  YORUM DEVAMI
@d
16 Ocak 2015 Cuma 00:03
bazý insanlarýn ruh hali tam bir bataklýk
  YORUM DEVAMI
@seher
15 Ocak 2015 Perşembe 23:01
Ýnsaný maskara eden, diIidir.


  YORUM DEVAMI
@zeki
15 Ocak 2015 Perşembe 22:58
Ýnsanýn sözü hikmet, bakýþý ibret ve susmasý ders oImaIýdýr.

  YORUM DEVAMI
@i
15 Ocak 2015 Perşembe 22:49
teþekür abla
  YORUM DEVAMI

» Birbirimizin Ýzzetini Koruyalým! 12 Aralık 2015 Cumartesi 16:30
» Hisler Yumaðýna Takýlan Kuþum! 27 Ekim 2015 Salı 14:40
» Yýrtýk Ayakkabýlar 05 Mayıs 2015 Salı 03:58
» ?ze Güvenli Bir Yolculuk! 10 Şubat 2015 Salı 15:06
» Allah'a Ismarlanmak! 19 Ocak 2013 Cumartesi 23:25
» Baþörtüm! 21 Aralık 2012 Cuma 17:02
» Sevgiyi vefayla taçlandýranlar! 13 Kasım 2012 Salı 00:51
» Ayet Bakýþlým! 14 Ekim 2012 Pazar 14:57


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR