Ýnsanlýðýn kurban imtihaný
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Ýnsanlýðýn kurban imtihaný
14 Ekim 2013 Pazartesi 11:24
Kendimizi bir sýnayalým, kabilden yana mýyýz? Habil??den yana mýyýz? Zalim ile mazlum arasýnda ki bu imtihan devam etmektedir. Zalimden yana mýyýz? Mazlumdan yana mýyýz?
Kur`an-ý Kerim, bize, Hz. Âdem (AS)`in iki çocuðunun kýssasýný anlatýr: Cenab-ý Allah buyurur ki;


`Onlara Âdem`in iki oðlunun gerçek olan haberini oku: Onlarýn her ikisi birer kurban takdim etmiþlerdi de birininki kabul edilmiþ, öbürününki kabul edilmemiþti. Kurbaný kabul edilmeyen, kardeþine: `Seni öldüreceðim` dedi. O da: `Allah, ancak müttakilerden kabul buyurur, dedi. Yemin ederim ki, sen beni öldürmek için el kaldýrýrsan da, ben seni öldürmek için sana el kaldýrmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi Allah`tan korkarým. (Öyle bir þey yaparsan) dilerim ki sen, kendi günahýnla beraber benim günahýmý da yüklenesin de cehennemliklerden olasýn. Zalimlerin cezasý iþte budur!` (Maide Suresi / 27-29)

Kur’an-ý Kerim ve sahih hadis kaynaklarýnda Hz. Âdem’in bu iki çocuðunun isimleri zikredilmemiþtir. Ancak Kütüb-i Sâlife’de isimlerinin Habil ve Kabil olduðu belirtilen iki kardeþ arasýnda bir meseleden dolayý anlaþmazlýk çýkar ve neticede Kabil, kardeþi Habil`i kýskançlýkla, haksýz yere öldürür.

Kur`an, bu iki kardeþ arasýnda meydana gelen olayýn detaylarýný zikretmez; çünkü meydana gelen hadise, zaman ve mekânla sýnýrlý deðildir.

Burada önemli olan da isimler deðil, þahsiyetler ve temsil ettikleri zihniyetlerdir. Tefsirlerde ve diðer Ýslâmî eserlerde geçtiði üzere -ki bu konudaki malumatýn çoðu Ýsrâiliyyat`týr- Kâbil ziraatçý, Hâbil ise çobandý. Her ikisi de kurban emrine muhatap olunca, Kâbil, koyun kesmeye yanaþmamýþ, ürünün iyi kýsmýndan kurban etmeye de kýyamamýþ ve kýymetsiz baþaklardan oluþan bir demeti kurban olarak arz etmiþti. Hâbil ise, beðendiði bir koyunu kurban etmiþti.

Hâbil`in kurbaný kabul görmüþ, Kabil`inki ise adeta yüzüne çarpýlmýþtý. Ýþte, daha o dönemde, insanoðlu Allah`ýn koyduðu ibadet kurallarýna kendi mantýðýný ve tasarruflarýný karýþtýrmaya baþlamýþ, kurbaný kendi manasýndan çýkarýp onu bir uzaklýk sebebi haline getirmiþti. Oysaki kurban yakýnlaþmaktýr. Allah’a yaklaþmanýn bir yolu olan kurban, özellikleri tespit edilmiþ bir hayvaný belli bir vakitte, ibadet maksadýyla ve usulüne uygun olarak kesmek demektir.

Aslýnda hemen hemen hayatýmýzýn her merhalesinde bizlerde bu imtihanlardan geçmekteyiz. Ne yazýk ki Kabil’in kaybettiði imtihaný birçoðumuz da bu asrýn insanlarý olarak imtihaný kaybetmekteyiz. Hak ve batýl arasýnda ki iyi ile kötü arasýnda ki mücadele sürmektedir.

Kendimizi bir sýnayalým, kabilden yana mýyýz? Habil’den yana mýyýz? Zalim ile mazlum arasýnda ki bu imtihan devam etmektedir. Zalimden yana mýyýz? Mazlumdan yana mýyýz?

Helal ve haram arasýnda kalan Müslümanlarýn imtihaný gibi, helali mi seçtik? Haramý mý seçtik? Bütün muamelatlarýmýzý ve ticaretlerimizi bu imtihandan bir geçirelim hangisini seçtik? Bu örnekleri çoðaltabiliriz. En güzel ve en yüce varlýk olan yaratýcýmýz bizleri kendi yanýnda yandaþý olup hayatýmýzý ona kurban etmemizi ona yaklaþmamýzý istiyor. Týpký Habil gibi, týpký Ýsmail (a.s) gibi, o zaman bizler gerçek anlamda Allah’ýn hoþnut olduðu razý olduðu kullarýndan olacaðýz.

?imdi düþünelim, kendimizi ve hayatýmýzý kime yakýn, kime yandaþ, nelere kurban etmiþiz? Yazýk oldu bunca senelere, bunca insanlara dünyadan da ahiretten de Allah’tan da uzaklaþtýk. Týpký Kabil gibi… Ama davetçimiz efendimiz insanlýðýn kurtarýcýsý dünya ve ahiret efendisi en güzel sevgili Hz. Muhammed (SAV) ve ona gönderilen Kur’an-ý Kerim bizleri her zaman doðruya dürüstlüðe imana ahlaka iki dünya ya sahip olan insanlardan olmamýz için mütemadiyen bizi davet etmektedir.

Nitekim yüce Allah þöyle buyurmaktadýr:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

“Ey iman edenler! Size hayat verecek þeylere çaðýrdýðý zaman Allah`ýn ve Peygamber`in çaðrýsýna olumlu karþýlýk verin. Bilin ki Allah kiþiyle kalbinin arasýna girer ve siz O`nun huzurunda toplanacaksýnýz.” (Enfâl / 24)

Allah’a þükürler olsun ki Ýslam Âlemi’nde hizmet veren yeni yeni filizlenen Ýslam davetçileri þu anda dünyanýn hemen hemen her yerinde özellikle Ortadoðu’da seslerini haykýrmaktadýrlar ve bu uður da canlarýný evlatlarýný mallarýný makamlarýný zamanlarýný kurban etmektedirler. Týpký Ýbrahim (AS)’in Ýsmail (as)’i kurban ettiði gibi.

Saygý deðer okuyucularým!

Bizler de bu þuura ermedikçe gerçek anlamda kurbanýn ne anlama geldiðini anlamýþ olmayýz. Bakýn yüce mevlamýz Kur’an-ý Kerim’in Hac Suresi’nde þöyle buyurmaktadýr:

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

“Onlarýn etleri ve kanlarý asla Allah’a ulaþmaz. Fakat O’na sizin takvanýz (Allah’a karþý gelmekten sakýnmanýz) ulaþýr. Böylece onlarý sizin hizmetinize verdi ki, size doðru yolu gösterdiðinden dolayý Allah’ý büyük tanýyasýnýz. Ýyilik edenleri müjdele.” (Hac Suresi / 37)

Ýmam-ý Gazali hazretleri buyuruyor ki; “ Kurban kesmekten gaye et deðildir. Gaye; kurban kesenin nefsinin tezkiyeye kavuþup cimrilik sýfatýndan temizlenmesi ve Cenab-ý Hakkýn büyük cemaliyle süslenmesidir. Çünkü kesilen hayvanýn ne eti ne de kaný Allah’a ulaþmaz. Belki Allah’ýn huzuruna giden sizin o kurbanlarý kesmek suretiyle Allah’ýn emrini yerine getirerek kazandýðýnýz takvanýzdýr. Bu takva ise kesilen kurbanýn kýymet bakýmýndan nefis (can) olduðu sebebiyledir. En iyi hayvaný kesmeye dikkat et ve kurbanýn her parçasý ile Cenab-ý Hakkýn senin vücudunun bir parçasýný ateþten azat edeceðini ümit eyle. Çünkü va’d bu þekilde varid olmuþtur.” (Ýhya 2 / 561)

Yani bizlere dünyada ve ahrette hayat verecek ve Allah’a yakýnlaþtýracak kurbanlarýmýzýn kanlarý ve etleri deðildir. Takva noktasýnda Allah’ýn emirlerinde dosdoðru olmaktýr.

Nitekim Yüce Allah c.c. þöyle buyurmaktadýr:

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

“Emrolunduðun gibi dosdoðru ol; seninle birlikte tevbe edenler de (dosdoðru olsunlar) ve aþýrý gitmeyin. O, yaptýklarýnýzý görmektedir.” ( Hûd / 112)

Resulullah Efendimiz (SAV)’in bizzat kendi beyanlarýyla onu ihtiyarlatan bir ayetle karþý karþýyayýz. Beni Hud ve kardeþleri ihtiyarlattý buyurur;

“Resulullah’ý baþýndaki saçlarý aðartan sure ve o surenin bu ayetidir."

Ulemâ bu konuda der ki, Allah’ýn Resûlünü ihtiyarlatan Hud Suresi’nin iþte bu 112. ayeti ve ahavatýndan maksat da ?ûrâ Suresi’nin 15. ayetidir. Oradaki ayet de þöyleydi:

“Ey Muhammed! Bundan ötürü sen birliðe çaðýr ve emrolunduðun gibi dosdoðru ol; Onlarýn hevâ ve heveslerine uyma ve þöyle söyle; ‘Ben Allah’ýn indirdiði kitaba inandým ve aranýzda adâletle hükmetmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim iþlediklerimiz bize, sizin iþledikleriniz de sizedir. Bizimle sizin aranýzda tartýþýlacak bir þey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüþ onadýr." (?ûrâ /15)

Ýþte Allah’ýn Resûlü’nün sakallarýnýn ve saçlarýnýn aðarmasýna sebep olan ayetler bunlardý. Her iki ayette de ona diyordu ki Rabbimiz: "Ey Resûlüm! Emrolunduðun gibi dosdoðru ol. Allah senden nasýl olmaný istiyorsa öylece ol!

Allah senden nasýl bir kulluk istiyorsa öylece Rabbine kulluk yap! Kýyâmete kadar tüm insanlýða örnek olacak bir þekilde yamulmadan, inhiraf etmeden, eðrilmeden, kaçamak yapmadan, yan çizmeden Rabbinin emirlerini yerine getir! Tüm insanlýða örnek olacak dosdoðru bir Müslümanlýk sergile diyordu.
Ýmanýyla, takvasýyla, teslimiyetiyle, ameliyle, bireysel, sosyal ve ailevî yönüyle kýyamete kadar tüm insanlýða örnek olacak Müslümanca bir yaþantý biçimi sergile. Ýnsanlýðýn örnek alýp uyguladýklarý zaman cennete, reddettikleri zaman da cehenneme gidecekleri bir örnek kulluk sergile. Adeta “bu yolun pratiðini ortaya koy” diyordu Rabbimiz (CC) O (SAV)’na. Gerçekten de kolay bir þey deðildi bu…

Bu ayetler her ne kadar hususi olarak Peygamberimiz (SAV)’e hitap ediyorsa da umumi olarak hepimize hitap etmektedir. Evet, Kur’an’ýn koyduðu ölçü ve tartý budur. Hayatýmýzý ve yaþantýmýzý bununla ölçüp tartmalýyýz. O zaman takva noktasýna ulaþtýran çizgiyi benimsemiþ oluruz. Ýþte Kabil ve Habil, Ýbrahim ve Ýsmail hayatlarýndan edineceðimiz örnek Hz. Muhammed (SAV)’in Kur’an’ýn emirleri karþýsýnda sergilediði hal hareket ve düþünceleridir.

Onun için kýyamete kadar yüce Mevlamýz “Allah için namaz kýl ve kurban kes” diye buyurmaktadýr. Ve nitekim Peygamberimiz (SAV) bu emri de diðer emirlerde olduðu gibi uygulamalý bir þekilde ilk olarak ikame etmiþtir.

Peygamber (SAV) Efendimiz Veda haccýnda yüz deve kurban etmiþ, 63 tanesini bizzat kendisi kesmiþ, kalanlarýný da Hz. Ali’ye vekâlet vererek kestirmiþtir. (Müslim)

Hz. Enes (RA) anlatýyor; “Resulullah yedi deveyi kurban olarak eli ile ayakta kesti. Medine’de ise boynuzlu ve alacalý iki koç kurban etti. Resulullah (SAV) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayaðýný hayvanlarýn boyunlarýnýn üzerine koyuyordu.” (Buhari)

Hz. Aiþe (R. Anha) rivayet etmektedir: “Efendimiz kurban kesmek istediði zaman iri, semiz, boynuzlu tuz renkli ve iðdiþ olan iki koç satýn alýrdý. ( Beyaza çalan, iðdiþ edilmiþ iki koçu kurban kesmiþtir).” (Ebu Davut)

Mali bir ibadet olan kurbanda fert ve toplum yararý daha ön plandadýr. Kurbaný, hayvanýn eti ve derisi için kesiminden ayýran temel fark, onun Allah’ýn rýzasýný kazanma ve isteðine boyun eðme gayesiyle kesilmiþ olmasýdýr. Ýbadetin özünü teþkil eden bu gaye, ancak dinimizin bildirdiði þekil ve þartlarýna uyulduðunda gerçekleþmiþ olur.

Kurban, bayram namazý kýlýnan yerlerde, kurban bayramýnýn ilk günü bayram namazýnýn kýlýnmasýndan sonra, üçüncü günü akþamýna kadar olan zaman diliminde kurban kesilebilir. Arefe Günü veya bayramýn üç gününden sonra kurban kesmek caiz deðildir.

Bu konuda Peygamber Efendimiz; “Bu günümüzde yapacaðýmýz ilk þey bayram namazýný kýlmak, sonra evlerimize dönüp kurban kesmek olacaktýr. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iþ yapmýþ olur. Kim namazdan önce kurban keserse, o ancak ailesine bir et sunmuþ olur. Bu kestiði kurban olmaz” buyurmaktadýr. (Buhari)

Kurban, ayný zamanda bir sosyal yardýmlaþma ve dayanýþma örneðidir. Kesilen kurbanlardan maddi olarak daha çok yoksullar yararlanýr.

Görüldüðü gibi bu ibadetin ruhunda Hakka yakýnlýk ve halka fedakârlýkta bulunma anlayýþý vardýr.

Kurban, fýkhi hükmü ne olursa olsun Müslüman toplumlarýn simgesi ve þiarý sayýlan ibadetlerden biri olarak asýrlardan beri dini hayatýmýzda önemli bir yer tutmaktadýr.

Kurban, bir Müslüman’ýn bütün varlýðýný gerektiðinde Allah yolunda feda etmeye hazýr olduðunun sembolik bir ifadesidir.

Ýslam dini ferdi, ruhi -derûni- hikmetlere ve insanî erdemlere ulaþtýrmayý öngörürken; toplumlar için, birleþtirici ve bütünleþtirici bazý emir ve uygulamalar da getirmiþtir. Ýslam dininin bu üstün özelliði; zekât, hac ve kurban gibi sosyal boyutlu malî ibadetlerde, daha belirgin olarak ortaya çýkmaktadýr. Bu ibadetler baþlangýçtan bütün Müslüman toplumlarda, genel esaslarý ve özü hiç bir deðiþikliðe ve müdahaleye uðramadan devam etmiþ ve yeni nesillere intikal ettirilmiþtir.
Kurbanlýk hayvanlarda altý þart aranýr.

Birinci þart: Kurbanlýk hayvanýn, deve, sýðýr ve koyun cinsinden olmasý gerekir. Nitekim Allah Teâlâ bu konuda þöyle buyurmuþtur:

( وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ) [ سورة الحج الآية: ٣٤ ]

"Allah’ýn kendilerine rýzýk olarak verdiði kurbanlýk hayvanlarý keserken Allah’ýn adýný ansýnlar (ve O`na þükretsinler) diye (îmân eden) her ümmete bir kurban ibâdeti koyduk. (Ey insanlar!) ?unu unutmayýn ki hepinizin ilahý bir tek ilah (olan Allah)`týr. Öyleyse yalnýzca O’na teslim olun. (Ey Peygamber! Rablerine karþý) alçak gönüllü ve ihlaslý olanlarý (dünya ve âhiret iyilikleriyle) müjdele!” (Hac / 34)

Kurbanlýk hayvanlar, -Hasan Basrî, Katâde ve baþkalarýnýn da dedikleri gibi-, Araplar tarafýndan bilinen deve, sýðýr ve koyundur.

Ýkinci þart: Dînen belirtilen yaþa ulaþmýþ olmasý gerekir. Bu ise, koyunun altý ayýný, devenin beþ yaþýný, sýðýrýn iki yaþýný ve keçinin de bir yaþýný doldurmuþ olmasý gerekir. Nitekim Resûlullah (SAV) þöyle buyurmuþtur:

(( لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً، إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنْ الضَّأْنِ )) [ رواه مسلم ]


"Dînen belirlenen yaþa eriþmiþ hayvandan baþka hayvaný (kurban olarak) kesmeyin. Ancak bulamazsanýz, altý ayýný doldurmuþ koyunu (kurban olarak) kesebilirsiniz." (Müslim)

Buna göre, devenin beþ yaþýný doldurmuþ olmasý veya beþ yaþýndan büyük olmasý, sýðýrýn iki yaþýný doldurmuþ olmasý veya iki yaþýndan büyük olmasý, keçinin bir yaþýný doldurmuþ olmasý veya bir yaþýndan büyük olmasý ve koyunun altý ayýný doldurmuþ olmasý gerekir. Yukarýda belirtilen yaþlardan daha küçük yaþta olan hayvan kurban olarak kesilemez.

Üçüncü þart: Kurbanlýk hayvanýn kurban olarak kesilmesine engel olan þu kusurlardan arýnmýþ olmasý gerekir.

1 - Bir veya iki gözü kör olan veya gözleri düðme gibi dýþarý fýrlamýþ veyahut da kör olduðuna açýkça delâlet eden gözlerinin beyaz olmasýdýr.

2 - Hastalýk belirtileri hayvanýn üzerinde açýkça görülecek þekilde hasta olmasýdýr. Örneðin hayvanýn þiddetli ateþe yakalanýp bu hastalýðýn onu otlamaktan alýkoymasý ve onu iþtahtan kesmesi veya etini bozan ve etinin sýhhatine tesir eden uyuz hastalýðýna yakalanmasý veyahut da vücûdunda onun sýhhatine tesir eden derin bir yaranýn olmasý gibi.

3 - Sürüdeki saðlam hayvanlarla birlikte yürümesine veya onlara yetiþmesine engel olacak þekilde topal olmasýdýr.

4 - Kemiklerinde ilik kalmayacak þekilde iyice zayýflamýþ olmasýdýr.

Nitekim Berâ b. Âzib`ten -Allah ondan râzý olsun- rivayet olunduðuna göre, Peygamber (SAV) þöyle buyurmuþtur:

(( أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ مَاذَا يُتَّقَى مِنْ الضَّحَايَا، فَأَشَارَ بِيَدِهِ، وَقَالَ: أَرْبَعًا: اَلْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا،وَالْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا،وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا،وَالْعَجْفَاءُ الَّتِي لاَ تُنْقِي ))
[ رواه مالك ]


"Rasûlullah’a kurbanlýk hayvanlardan hangisinden uzak durulur (kurban edilmez) diye sorulmuþ, bunun üzerine o eliyle iþaret ederek þöyle buyurmuþtur. ‘Dört sýnýf hayvan kurban edilmez: Topallýðý açýkça belli olan, gözlerinin körlüðü açýkça belli olan, hastalýðý açýkça belli olan ve eti kalmayacak kadar yaþlý olan hayvan’ buyurdular. (Mâlik)

Yine, Berâ b. Âzib`ten -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre, o þöyle demiþtir:

(( قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: أَرْبَعٌ لاَ تَجُوزُ فِي الْأَضَاحِيِّ، فَقَالَ: الْعَوْرَاءُ بَيِّنٌ عَوَرُهَا، وَالْمَرِيضَةُ بَيِّنٌ مَرَضُهَا، وَالْعَرْجَاءُ بَيِّنٌ ظَلْعُهَا، وَالْكَسِيرُ الَّتِي لاَ تَنْقَى ))
[ رواه أبو داود وصححه الألباني ]



"Resûlullah (SAV) aramamýzda iken ayaða kalktý ve þöyle buyurdu; ‘Dört sýnýf hayvaný kurban olarak kesmek câiz deðildir. Körlüðü açýkça belli olan, hastalýðý açýkça belli olan, topallýðý açýkça belli olan ve yürüyemeyecek kadar ayaðý kýrýk olan hayvan." (Mâlik)

Bu dört kusur, bir hayvanýn kurbanlýk olarak kesilmesine engeldir. Bu kusurlara benzeyen veya daha fazla olan kusurlar da bu dört kusura girer.

Aþaðýdaki kusurlarý içeren hayvanlarýn da kurbanlýk olarak kesilmesi geçerli olmaz.

1 - Gözleriyle göremeyecek kadar kör olan.

2 - Haddinden fazla aþýrý bir þekilde yiyip de karný þiþen hayvan, tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.

3 - Zor doðuran hayvan tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.

4 - Boðulma veya yüksek bir yerden düþmesi sonucu ölüm tehlikesi geçiren hayvan, ölüm tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.

5 - Kesileceði yere gidemeyecek kadar yürümekten âciz olan hayvan.

6 - Ön veya arka ayaklarýndan birisi veya her ikisi kesik olan hayvan.

Yukarýda sayýlan 6 kusuru daha önce hadiste zikredilen 4 kusura eklediðiniz takdirde bir hayvanýn kurban olarak kesilmesine engel olan kusurlarýn toplamý 10 tane olur.

Dördüncü þart: Kurbanlýk hayvanýn, kurban kesecek kimseye ait olmasý veya kurban kesecek kimsenin, kurbanlýk hayvaný kesmede dinen kendisine izin verilen kimse olmasý veyahut kurbanlýk hayvanýn sahibi tarafýndan kendisine izin verilmesi gerekir. Örneðin gasp edilmiþ, çalýnmýþ veya bâtýl bir iddia ile elde edilmiþ bir hayvan, kurban olarak kesilirse, geçerli olmaz. Çünkü günah iþleyerek Allah Teâlâ`ya ibadet etmek, geçerli olmaz. Gelenek haline gelmiþse ve kurban kesilmediði takdirde yetimin kalbi kýrýlacaksa, yetimin velisi konumunda olan kimsenin yetimin malýndan kurbanlýk satýn alýp onu keserse, yetimin kurbaný geçerli olur. Vekil tayin edilen kimse, vekilinin iznini aldýktan sonra vekili adýna kurban keserse, kurbaný geçerli olur.

Beþinci þart: Kurbaný, dinen belirlenen vakitte kesmesi gerekir. Bu vakit ise, bayramýn birinci günü bayram namazýndan sonra baþlar, Teþrik günlerinin son günü olan Zilhicce ayýnýn 13. gününün güneþ batýmýnda son bulur. Böylelikle kurban kesme süresi 4 gün olur. Yani, bayramýn 1. günü bayram namazýndan sonra baþlar, üç gün sonraki günde biter. Her kim, bayram namazýndan önce veya Zilhicce ayýnýn 13. gününün güneþ batýmýndan sonra kurbanýný keserse, kurbaný geçerli olmaz.
Nitekim Berâ b. Âzib`ten -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:

(( إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ، ثُمَّ نَرْجِعَ فَنَنْحَرَ، مَنْ فَعَلَهُ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا، وَمَنْ ذَبَحَ قَبْلُ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ قَدَّمَهُ لِأَهْلِهِ لَيْسَ مِنْ النُّسُكِ فِي شَيْءٍ، و ))
[ رواه البخاري ]


"?üphesiz ki bu günümüzde ilk yaptýðýmýz þey, namazý (bayram namazýný) kýlarýz. Sonra (evimize) döneriz ve kurbanýmýzý keseriz. Kim, böyle yaparsa, bizim yolumuz üzere yapmýþtýr. Kim de namazdan (bayram namazýndan) önce kurbanýný keserse, o kestiði kurban, kendi ehline sunduðu bir et olur. O, kurbandan bir þey sayýlmaz." (Buhârî)

Baþka bir rivâyette ise þöyle buyurmuþtur:

(( مَنْ ذَبَحَ بَعْدَ الصَّلاَةِ، تَمَّ نُسُكُهُ وَأَصَابَ سُنَّةَ الْمُسْلِمِينَ )) [ رواه البخاري ]

"Kim namazdan (bayram namazýndan) sonra kurbanýný keserse, kurbaný tamamlanmýþ ve Müslümanlarýn yolu üzere yapmýþ olur." (Buhârî)

Yine, Cundub b. Sufyan el-Becelî`den -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre o þöyle demiþtir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-`e, bayramýn birinci günü þöyle derken þâhit oldum:

(( مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُعِدْ مَكَانَهَا أُخْرَى، وَمَنْ لَمْ يَذْبَحْ فَلْيَذْبَحْ )) [ رواه البخاري ]

"Kim, namaz (bayram namazýný) kýlmadan önce kurbanýný kesmiþse, onun yerine baþka birisini kurban olarak kessin. Kim de kurbanýný kesmemiþse, kurbanýný kessin." Buhârî

Yine, Nubeyþe el-Huzelî`den -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:

(( أَيَّامُ التَّشْرِيقِ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ وَذِكْرٍ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ )) [ روا مسلم ]

"Teþrik günleri (Zilhicce ayýnýn 11.,12. ve 13. günleri), yeme, içme ve Allah -azze ve celle-`yi anma günleridir." (Müslim)

Fakat kurban kesecek kimsenin herhangi bir kusuru olmaksýzýn, kurbaný kaçýp gider de kurbanýný Teþrik günlerinden sonra yakalarsa veya kurbanýný kesmesi için birisini vekil tayin ettikten sonra vekil olan kimse onun kurbanýný tayin edilen günlerde kesmeyi unutursa, özründen dolayý vakti çýktýktan sonra kurbaný kesmesinde bir sakýnca yoktur. Bunun gibi, bir kimse bayram namazýna gidemeyip uykuya kalýrsa veya unutursa, uykudan uyandýðý veya hatýrladýðý zaman kurbanýný keser.

Kurbaný, dînen belirlenen günlerin gündüz ve gecesinde kesmek, câizdir.Fakat gündüz kesmek daha fazîletlidir.Bayramýn birinci günü ikinci hutbeden sonra kurbaný kesmek daha fazîletlidir. Kurban kesmek, hayýrlý iþe acele etmek olduðu için, bir önceki gün, bir sonraki günden daha fazîletlidir. Muhammed b. Salih el-Useymîn, "Ahkâmu`l-Udhiye ve`z-Zekât (Kurban Kesme) Risâlesi"nden alýnmýþtýr.
Kurban eti nasýl deðerlendirilir?

Kesilen kurbanýn eti üçe ayrýlýr. Bir kýsmý ev halký için ayrýlýr, üçte biri akraba ve komþulara daðýtýlýr. Geriye kalan üçte bir de fakir ve muhtaçlara verilir.

Kurbanýn etinin bu þekilde taksim edilmesi mendup/güzel bir davranýþtýr. Nitekim Kur`ân-ý Kerim`de þu ayetlerde böyle bir taksim yapýlabileceði bildirilmiþtir;

"Siz de onlarýn (kesilen kurbanlarýn) etinden hem kendiniz yeyin, hem de yoksula ve fakire yedirin." (Hacc /28)

Ayný zamanda Peygamber Efendimiz (SAV) kesilen kurbandan hem sahibinin yemesini hem de baþkalarýna yedirmesini teþvik etmiþtir. Kurbanýn etinden daðýtýlan kýsmýn üçte birden az olmamasý mendup yani güzel bir davranýþtýr.

Yüce Allah’tan bütün Müslümanlarýn kurbanlarýnýn ve bayramlarýnýn Ýslam Âlemine huzur barýþ kardeþlik ve bereketin gelmesine vesile olmasýna Allah’tan Niyaz ederim.

Hepinizi Allah’ýn selamýyla selamlayarak

وآخِرُ دَعْوانا أنْ الحمدُ لله ربِّ العالمين

والسلام علي من التبع الهدى

Mele Muhammed-î Geverî / YÜKSEKOVA AJANS
 
Bu Yazi 2829 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (21) adet yorum eklenmiştir.
@sabit
20 Ekim 2013 Pazar 21:12
maþallah uzun bir yazý olmuþ. keþke ikiye ayýrsaydýnýz.
  YORUM DEVAMI
@Adýnýz Soyadýnýz
18 Ekim 2013 Cuma 10:50
allah razý olsun seyda


  YORUM DEVAMI
@esendereden kemal kop
18 Ekim 2013 Cuma 09:45
seyda ellerinden öperimm allah razý olsun tüm islam aleminin bayramaný kutlarým
  YORUM DEVAMI
@memet çetin
15 Ekim 2013 Salı 08:13
degerli seydamýzýnn ve tüm müslüman aleminin bayramýný kutlarým
  YORUM DEVAMI
@çukurcadan ibrahim dyn
14 Ekim 2013 Pazartesi 20:20
tüm hakkarililerin bayramý mübarek olsun
  YORUM DEVAMI

» Sahte tepelerden inip, þefkat ýrmaklarýna dalalým 14 Şubat 2014 Cuma 14:52
» Mevlid Kandili üzerine... 23 Ocak 2013 Çarşamba 13:07
» Ýnsan Haklarý Ve Veda Hutbesi - 2 14 Ocak 2013 Pazartesi 23:21
» Ýnsan haklarý ve Veda Hutbesi - 1 13 Kasım 2012 Salı 00:57


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR