Kürt Sorununa "Bakýþ Açýmýz"
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Kürt Sorununa "Bakýþ Açýmýz"
27 Kasım 2012 Salı 11:45
Kürt sorunu bir vakýa. Yýllardýr hazin ve bir o kadar da destansý mazlumiyet tablosu sergileyen bir süreç yaþanýyor. Hükümetinden tutun da STK`larýna kadar yeterli veya yetersiz giriþimler de dahil, herkes bir þeyler yapma peþinde. ?yle ki yapýlan bunca aktiviteler bu meyanda yol alýrken, havada uçuþan eleþtiri oklarýndan herkes nasibini alýyor.


Yýllardýr baðrýmýzda kronikleþmiþ olarak bulunan ve adýna “Kürt sorunu” denen bu ahval, sürekli olarak sistem tarafýndan “yapay çözümlerle” algýlandý yahut hep öyle görüldü/görülüyor/görülecek.

Sorunun çözümü, aslýnda her haklýya hakkýný vermek kadar basit görülse de bu, sadece teoride kalýyor/ kaldý/ kalacak mý?
Allah’ýn kullarýndan esirgemediði fýtri olan ve kullarýn da hiç bir etkilerinin bulunmadýðý/sipariþ verilmediði özellikler, -ýrk gibi- neden sorun olsun? Kürt’ün Kürt, Türk’ün de Türk olarak doðmasý bir tercih olsaydý, “sorun” haklýlýk payýný beraberinde getirecekti.

Çözüme katký adýna düzenlenen her türlü etkinlik, sempozyum, forum, konferans vs. olumlu tepkilerin yaný sýra, olumsuz tepkileri de beraberinde getiriyor.

Hâlbuki hak ve adalet, vasýfta da mahiyette de ayný niteliklere haizdir. Önemli olan dürbünle bakmak deðil, bakacak gözün “bakýþ açýsý”dýr. Hak ile bakýyorsa ne ala. Nahak ile bakýyorsa çözümün deðil, sorunun parçasýdýr demektir.

Kürt sorunu bir vakýa. Yýllardýr hazin ve bir o kadar da destansý mazlumiyet tablosu sergileyen bir süreç yaþanýyor. Hükümetinden tutun da STK’larýna kadar yeterli veya yetersiz giriþimler de dahil, herkes bir þeyler yapma peþinde. Öyle ki yapýlan bunca aktiviteler bu meyanda yol alýrken, havada uçuþan eleþtiri oklarýndan herkes nasibini alýyor.

Hükümet en fazla nasip alanlardan. Zira sorunun temelinde ona dayanan ipin bir ucu var. ‘Bir hak söz konusu olacaksa bunu ancak ben verebilirim; siz istemeyiniz’ havasýnda. Önceki hükümetlere nazaran elbette bariz geliþmeler inkar edilemez. Fakat bu iyileþtirmeler bir lütuf veya minnet olarak algýlandýðý için, yýllardýr Kürtlere yapýlan bunca devlet zulmüne kýyasla geçmiþ alacaklara sayýlýrsa, hükümetin daha ödemesi gereken çook borcu var.

‘Mevcut hükümetin yaptýklarý elinize dizinize dursun, nankörler’ deyu hükümetin iyi yönlerini görmemekle ithamcý olanlarýn serzeniþleri altýnda nisbi iyileþtirmelerin veya iki bin sonrasý iyileþtirmelerin inkarýna haksýzlýk olur, dedik. Yine de unutulmamalýdýr ki hükümetlerde “süreklilik” esastýr. Allah’ýn kullarýna verdiði haklarý, yýllardýr bu süreklilik politikasýyla kýsanlarýn “açýlýmlarý”, bu meyanda lütufsuz/minnetsiz olursa, önceki hükümetlerin yaptýklarý zulümler adýna daha anlamlý olacaktýr. Daha fazlasýný yapma erkine sahip olunduðu halde yapýlmamasý, elbette beraberinde eleþtiriler getirecektir. Yine de ümidin korunmasý adýna bu taleplerden Kürtler adýna vazgeçilmesi muhaldir. Elbette iktidarýn iyilikleri görülür, hatta teþvik edilir; ama eksikliklerinin dile getirilmesinden veya yetersizliklerinin eleþtirilmesinden de uzak durulmaz.

Eleþtirilerden nasibin alanlardan bir diðeri de STK’lardýr. ?u gerçeði inkar edemeyiz ki, mevcut tüm STK’larýn ekseriyetinin merkezleri batýda, þubeleri doðudadýr. Etkinlikleri eleþtirilirken masabaþý yazdýklarý, kalemþor olduklarý, meydanlara inmedikleri, iktidarla paralellik arz eden siyaset güttükleri veya  bir þekilde nemalandýklarý dile getirilir.

Sorun; Kürtlerin tarihleri, kim olduklarý, dilleri, dinleri, kültürleri ve bunlarýn bilinmemesi deðildir elbette. Her ne kadar bu mevzular “sol gidiþat”ýn etkisi altýnda gayri Ýslami motiflerle bilinçaltýna bir kültür dezenformasyonu olarak aþýlanmaya çalýþýlsa da hemen hemen bu mevzularýn bilinmesinde büyük bir mesafe kat edilmiþtir.

Öyleyse sorun nedir?

Burada “sorun” batý merkezli bu STK’larýn “Kürt sorunu”nu dert edinmeyip buna yayvan kalmalarý ithamýna maruz olmalarý sonucu, hükümete etki edememeleridir. Bunun manevralara dayanan giriþimler olmasý, bu edilgenliði örten gerekçelerden biri olamaz. Mevzubahis tepki, STK’lar bazýnda budur.

Daha önceki yazýlarýmýn birinde “Mustazaflar Hareketi’nden bahisle siyasi alana yöneldiklerinden bahsetmiþ ve mevzuya girmiþtim.

Bu hareketin merkezi Diyarbakýr, þubeleri ise diðer iller ve batýdýr. Bu söylemi yukarýdaki eleþtirilere ekleyecek olursak þunu görürüz:

Diyarbakýr, yani merkezden odaklý bu giriþim, paralel birçok hareket gibi batý odaklý deðildir. Öyle ki Ýstanbul gibi kozmopolit bir þehirde bulunan Ýstanbul ?ubesi, en az merkez kadar etkin olmasý gerekirken Merkez’den öne çýkamýyor. Dolayýsýyla hareket batý deðil, Merkez eksenlidir.

Hareketin önde gelenleri, yazarlarý, çizerleri ve basýný-yayýný; Kürt sorununun baðrýndan çýkan ve sistemin zulmünü bizzat yaþayanlardýr.

Masabaþý deðerlendirmeleri deðil, yaþadýklarýna dayalý tecrübelerini dile getirenlerdir.

Meydanlara inmekten çekinmeyen, soruna inançlarý ve deðerleri açýsýndan yaklaþýp meseleye “Kur’an, sünnet ve örfe göre bakýþ açýsý” geliþtirenlerdir.

Meydanlarda da bunlarý dile getirmekten týpký yayýnlarýnda olduðu gibi çekinmeyenlerdir.

Ýktidar veya selefleriyle hiçbir ortaklýklarý bulunmayan, minnet veya lütuflarýna karþý dik duruþ sergileyenlerdir.

Projelerini iktidara veya Beþir Atalay gibi zevata sunmalarýna raðmen dikkate alýnmayan tavýrlara karþý “hasbunallah ve ni’mel vekil” diyenlerdir.

Haa! ?imdi ahkam kesmek kolay. Daha önce nerelerdeydiniz, birilerinin rantýna mý konuyorsunuz diyenleri de Sait ?ahin Hocamýn geçen haftaki “El-Ýnsaf” yazýsýna havale ediyorum.
Bu Yazi 9684 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR