Sevgiyi vefayla taçlandýranlar!
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Sevgiyi vefayla taçlandýranlar!
13 Kasım 2012 Salı 00:51
Asýrlar ötesinden, vakti zamaný tam olarak bilinemeyen bir yaradýlýþ serüveninden baþlayalým hasbihalimize… Evvela atamýz Adem (a.s)`i analým, þu karanlýk çaða ve kararan yüzlere inat…
Hayat…
Ýman…
Ölüm…
Ve diriliþ!
Bir karede saklýyým iþte…
Dört bir yaným hakikatle çevrili,
Gerçeklerle sarýlý…
Beynime örülen bu að da ne?
Çözebilsem, ben de günün birinde…

Sevgi…
Vefa…
Muhabbet…
Ve aþk!
Ýçselleþtiremediðim onca þey iþte…
Ýçim dýþým arzusuyla hâsýlý,
Varlýðýyla kaný’lý…
Gönlüme çekilen bu set de ne?
Kýrabilsem, ben de günün birinde…

***
Asýrlar ötesinden, vakti zamaný tam olarak bilinemeyen bir yaradýlýþ serüveninden baþlayalým hasbihalimize… Evvela atamýz Adem (a.s)’i analým, þu karanlýk çaða ve kararan yüzlere inat…

Ýlah-el Âlemin olan Rabbimiz; Adem (a.s)’i topraktan yarattý, -diðer varlýklardan farklý olarak- ruhundan üfürdü ve cin ve meleklere kendisine secde etmeleri için emir vererek -baþka hiçbir þekilde elde edemeyeceði bir- kýymet biçti… Ardýndan Onun yalnýzlýðýný giderecek, Ona eþ/denk olacak bir varlýk daha yarattý… Bir insan daha… Ancak bu Ondan farklýydý. Yüzü Onun gibi deðildi… Duruþu, bakýþý, konuþmasý baþkaydý… Onunla ayný caný ayný ruhu taþýyordu ancak ayrý bakýþ açýsýna sahip yaratýlmýþtý… Ýsmi ‘nisa’ydý; ‘kadýn’dý; Havva’ydý…

Sahi, en çok takýlýp kaldýðýmýz; dilimize pelesenk edip -bazen- olur olmaz þeyler düþündüðümüz nokta burasý deðil mi?

‘Neden önce erkek yaratýldý da kadýn sonra yaratýldý?’
‘Kadýn; erkeðin yalnýzlýðýný gidermek için yaratýlan bir meta mý?’
‘Adem (a.s)’in cennetten kovulmasýnýn sebebi Havva (a.s) mý?’
‘Erkek kadýndan üstün mü?’…

Bu noktada, haddi zatýmda hep þunu düþünmüþümdür… Ýlah-el Âlemin olan Rabbimiz evvela Hz. Havva’yý yaratmýþ olsaydý ona eþ/denk olarak Hz. Adem’i yaratacaktý… Ancak hemen akabinde beynimde çakan bir þimþek; bana, bu noktayý ve benzer noktalarý irdelememem gerektiðini, bunun haddim olmadýðýný bildirdi…

Evet, þüphe götürmez bir gerçektir ki bizleri ve kâinatý yaratan, Allah Teâlâ hazretleridir… Tüm o beþeri ideolojiler ve kýsýr döngüleri -de- alenen ispat etmiþlerdir ki; Allah’tan baþka ilah, yaratýcý, hüküm sahibi yoktur! Beynimizi, bedenimizi ve duygu bütünlüðümüzü bize bahþeden O’dur… Haliyle, yaradýlýþ evresinde de önceliði kime/neye vereceðine karar verecek, bunda hikmeti gözetleyecek olan da O’dur… Ki; öyle de yapmýþtýr Rabbimiz… Evvela cin ve melek taifesini, þeytan ve ifritleri ardýndan beþeriyeti var etmiþtir… Önce erkeði ardýndan da kadýný yaratmýþ olmasý elbette -haþa- tesadüfi deðildir ve bu noktada bize düþen irdelemek deðil gereðini yapmaktýr. Olaylar karþýsýnda ibret vesikasýný okumaktýr… Nasýl mý?

Erkek; önceliðini bilerek ‘öncülük’ etmeli ve kadýný -tabiatý itibarýyla- olduðu gibi kabul etmelidir… Adem ile Havva arasýnda geçen ‘yasak aðaç’ meselesinde; þeytanýn dürtülerine kadýnýn daha çabuk kanmasý dolasýyla ceza yurdu olan dünyaya sürgün olunmasý; evvela erkeðe bir ikaz deðil midir? ‘Evet, onun fikrini aldýn ancak biz son sözü/kararý sana býrakmýþ deðil miydik?’ cihetinden bir sorgulama yapýlmýþ olmuyor mu, esasen?

‘Eþin, ikiniz için en baþta da senin için güzellikler istediði için o sözlere kandý. Ya sen? Onun, bu hemen her olaya duygu içerikli yaklaþýmýný ve iyi niyetliliðindeki aþýrýlýklarý hesaba katman gerekmez miydi? Oysa biz sana bunu bildirmiþtik…’ nev’inden bir ikaz var ve erkek bunu dikkate almalý… Ýþin kâr/zarar boyutunu hesaba katýp bunu eþine de incelikle anlatmalý…

Öte yandan, meselenin bir de kadýna yönelik boyutu var! Kadýn; kendini var eden yaratýcýsýna, -erkeðin de yapmasý gerektiði gibi- kayýtsýz þartsýz teslim olmayý bilmeli… Teslim olmalý… Aksi halde o çok arzuladýðý ve onsuz yapamadýðý ‘huzur’u rüyalarýnda bile bulamaz… Hayýr hayýr, bu bir tehdit deðil; aksine bir parantez aralýðýnda bir pratik bilgi…

‘Evet, eþini/erkeði ve ikinize yönelik olgularý önemsiyorsun! Güzellik ve sefayý gönlünüzce yaþayýn istiyorsun… Bunun için mücadeleden geri de durmuyorsun… Ancak sendeki bu duygunun hýrsa dönüþmesi durumunda neler olabileceðinden de haberin var mý?’ türünden bir yaklaþýmla, kadýna hitap söz konusu deðil mi? ?aný yüce Rabbimizin, biz kadýnlarýn nazarýný; yapýp ettiklerimize mukabil, görüp yaþayacaklarýmýza çevirmesi, esasen bir lütuf bir ikram deðil de nedir?

‘Bir takým sorumluluklar var ki; sen onlarý taþýyacak yapýda yaratýlmadýn! Buna raðmen yüklenmeye kalkýþýrsan sonrasýnda üzülen, yorulan ve -onu- hiç yaþamamýþ olmayý yeðleyecek duruma düþen sen olacaksýn… ?u halde bazý þeyleri ya akýþýna býrak ya da veline/eþine tevdi et…’ izahatýyla aþikârane, huzur ve iyiliðimizi murad eden; tam bir ‘eþ’ olabilmemizin sýrlarýný ifþa eden Rabbimize sonsuz hamd-u senalar etmemiz gerekmez mi?

?imdi, atamýz Ýbrahim (a.s)’i analým bir lahza da olsa… Ýlerlemiþ yaþýnda, bir evlad arzusuyla dolduðunda iki evlad ihsan edildi Ona… Ýsmail ve Ýshak adýnda… Bir anda göz aydýnlýðý iki evlada kavuþmanýn mutluluðuyla iki hanýmý arasýnda kalmanýn zorluðunu ayný anda yaþamýþtý Halilullah… Hz. Sare’nin Hz. Hacer’e karþý duyduðu kýskançlýk; belki de bu duygunun bir kadýn tarafýndan en yerinde kullanýlmýþ örneðidir. Zira bundan sonra Hz. Ýbrahim bir çözüm arayýþýna giriþmiþ ve Allah’tan Onu ve çocuðunu alýp uzaklara götürme ve orda býrakma emrini almýþtýr… Bu adayýþ, salih bir zürriyeti getirmiþtir beraberinde…

Hz. Hacer’in bu ilahi emir karþýsýndaki tutumu ne kadar da takdire þayandýr, öyle deðil mi? Düþünün; eþiniz sizi ve kundaktaki bebeðinizi, kumanýzýn kýskançlýðý sonucu -esasen Allah’ýn emriyle- kuþ uçmaz kervan geçmez bir yere götürecek… Orda öylece bir baþýnýza kalmanýz gerektiðini söyleyecek… Ve sizi -aklýnýz hala bunun müsebbibindeyken- Allah’a emanet edip gidecek… ‘Hasbunallahi ve ni’mel vekil’ deyip, bir baþýnýza evladýnýzý en güzel terbiyeyle yetiþtirmenin ýstýrabýný mý duyarsýnýz? Yoksa gönül evinize konan baykuþlarýn ötüþüyle, umutsuzluk ve karamsarlýk gölgesinde kendinizin ve evladýnýzýn ömrünü mü tüketirsiniz? ?u bir gerçek ki ‘öncekilerin hayatlarýndan ders almak’ her akýl ve vicdan sahibine þarttýr…

Ve rehberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)! Anýlacak bir baþka nadide þahsiyet… Onun yaþantýsý, -ümmeti olmamýz hasebiyle- kendimize pay çýkarmamýz gereken öncelikli merci aslýnda… Öte yandan yaþamýna dair -diðer peygamberlerin yaþamlarýna kýyasen daha- çok þey bilmemiz de; hemen her konuda siyerine baþvurmayý gerektiriyor…

Muhammed-ül Emin dedik! 25 yaþýnda ahlak timsali bir genç… Mekke soylularýnýn gözdesi… Ne çok talibi var öyle, gönüller efendisi… Ticaret hayatýna iyiden iyiye atýldýðý günden beri gözaltýnda! Her hali ve hareketiyle takipte… Hz. Hatice… O vefakâr mü’mine… Gönlünden geçiriyor ama dile vuramýyor niyetini… Ýçten içe besliyor ama itiraf edemiyor sevgisini… Resulullah haber alýnca durumu; ‘Teklifi benden sunun!’ diyor… ‘Onun talib olduðu ve benim bunu bildiðim bilinmesin!’

Ne ince bir düþünce! Ne engin bir bakýþ bu böyle… Ya Rabbi! Böyle bir örnek sundun ya ümmetin gençlerine; Sana hamd-u senalar olsun, yýldýzlar adedince…

Örneklerden bir örnek de Hz. Hatice! Rüyasýnda güneþi görmüþtü ya! Güneþin önce alnýna oradan içine oradan da hanesine aktýðýný… Ve güneþle konuþtuðunu… Dahasý yaydýðý kokuyu duyumsayýp o acar terennümleri algýlamýþtý… Yüreðinde tatlý ama anlamlandýramadýðý bir telaþ ile Kâbe’nin kollarýna býrakmýþtý kendisini! Zira her gelene açýktý; ilk olarak atasý Ýbrahim (a.s)’in tavaf ettiði o mukaddes beyt! Onu da kucaklýyor bir anne þefkatiyle sarýyordu yaralarýný… El açýp yakardýðýnda dilinden dökülen sözlere þaþýrýyordu; ‘Yüreðimi ýsýtýp ufkumu aydýnlatacak olan güneþ doðsun artýk içime’ diyordu gayrý ihtiyari…

O Güneþ evine doðduðunda da; istediðini elde etmenin sarhoþluðuyla, þýmarýk edalar bürünmemiþti (haþa)… Malý, mülkü, soyu ve güzelliðiyle eþini mihnet altýnda býrakmak bir yana, her þeyiyle kocasýnýn emrine amadeydi… Baþa kakmanýn zerresi yoktu hayatlarýnda. Öyle ki tüm yetkiler evin reisine devredilmiþti…

Tüm bunlarýn yanýnda, taze gelin edalarýyla eþini zor durumda býrakmýyor, maddi manevi tüm sýkýntýlarýný yer yer bir anne þefkatiyle gidermeye çalýþýyordu… ?u bir gerçek ki; O yaþadýðý sürece Resulullah gönlünü baþka bir kadýna açmadý ve diðer tüm evliliklerini Onun vefatýndan sonra yaptý… Bununla beraber -haþa- vefasýzlýk ettiði de görülmüþ deðildir… Her fýrsatta dilinden dökülen sözler buna þahittir:

“Herkes beni red ve inkâr ettiði zaman, Hatice bana inandý ve tasdik etti. Ýnsanlarýn benden kaçtýklarý bir zamanda, O bana malýyla destek oldu.”

Tüm bu anýmsamalar bize sevginin gönül evinin baþköþesine oturtulduðunu ve vefayla ispat edildiðini göstermiyor mu? Vuslat-ý Arafat; Havva (a.s)’nýn, Adem (a.s)’e duyduðu o derin sevgisinin bir neticesi deðil miydi? Zemzemin akýþýný ve Kabe-i Muazzama’nýn temelini; Hacer (r.anha)’in eþinin sözüne duyduðu güven belirlemedi mi? ‘Hüzün yýlý’ kavramý; Hatice (r.anha)’nin aþk ve vefayla dopdolu yüreðine ithaf edilmedi mi? Sevgiyi yudum yudum içen ve vefayla süsleyen daha niceleri, tarihe destanlar kaydetmedi mi?

Evet, sevgiler bütünleþir vefayý bilen çehrelerde! Sevgiler zaten birdir, vefayý bilen yüreklerde. Sevgiden söz edilmek isteniyorsa þayet vefayý da eklemek gerek. Vefa yoksa sevgi hiç yoktur; var olmamýþtýr asla. Var olmayacaktýr da…

ELÝF YÜKSEK / YÜKSEKOVA AJANS
 


 
Bu Yazi 2412 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (6) adet yorum eklenmiştir.
@þeyma
21 Aralık 2012 Cuma 17:01
cok farklý bir yaklaþim vebir okadar gercek saðol abla
  YORUM DEVAMI
@meryem
02 Aralık 2012 Pazar 22:27
allah razý olsun
  YORUM DEVAMI
@hacý
01 Aralık 2012 Cumartesi 22:00
allah razý olsun abla yazýnýz çok güzel
  YORUM DEVAMI
@HATÝCE
29 Kasım 2012 Perşembe 09:25
TEBRÝKLER abla cok ince ve derin yazmiþsin T?M BAYAN KARDE?LERÝMÝN DÝKKATÝNE
  YORUM DEVAMI
@ZEYNEP ?EVVAL
29 Kasım 2012 Perşembe 09:22
Vefanin olmadiðý fedakarliðin olmadiði bir evllik yada arkadaþkik uzun ömürlü ve saðlikli olamaz.KALEMÝNE saglýk VESSALAM
  YORUM DEVAMI

» Birbirimizin Ýzzetini Koruyalým! 12 Aralık 2015 Cumartesi 16:30
» Hisler Yumaðýna Takýlan Kuþum! 27 Ekim 2015 Salı 14:40
» Yýrtýk Ayakkabýlar 05 Mayıs 2015 Salı 03:58
» ?ze Güvenli Bir Yolculuk! 10 Şubat 2015 Salı 15:06
» Gönül denizimizin sahiline neler vuruyor? 14 Ocak 2015 Çarşamba 17:29
» Allah'a Ismarlanmak! 19 Ocak 2013 Cumartesi 23:25
» Baþörtüm! 21 Aralık 2012 Cuma 17:02
» Ayet Bakýþlým! 14 Ekim 2012 Pazar 14:57


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

ALINTI YAZARLAR
Diğer Yazarlar
 

SON YORUMLAR